DENGE ÇOK ÖNEMLİ
Şehrimizin değerlerini sizinle buluşturmaya devam ettiğimiz röportaj serimizin bu haftaki konuğu, Cumhuriyet Üniversitesi öğretim üyesi ve Suşehri Sağlık Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Tuğut oldu. Bizlere, kadın akademisyen ve yönetici olmayı anlatan Tuğut, tamamlanmış ve devam etmekte olan çalışmalarıyla ilgili de bilgi verdi.
Tarih: 17.10.2017 05:00:00

RÖPORTAJ:     Muhammed DEMİR
            Fatma KARAKUZU

-Sizi tanıyabilir miyiz?
-1978 Sivas doğumluyum. 1998 yılında Erciyes Üniversitesi Hemşirelik Bölümünü kazandım. 2002 yılında da Sivaslı olmam nedeniyle Sivas´ı tercih ederek Cumhuriyet Üniversitesi´nde yüksek lisans, 2008 yılında doktora programına başladım.  2012 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü doktora programından üstün başarı ile mezun oldum. Şu anda Sağlık Bilimleri Fakültesi Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı öğretim üyesiyim ve bir yıldan beridir de Suşehri Sağlık Meslek Yüksekokulu´nun müdürlüğünü yapıyorum. Aynı zamanda yine üniversitemizin bir birimi olan Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi yönetim kurulu üyesiyim. Bir kadın akademisyen olarak, Cumhuriyet Üniversitesi mensubu olmaktan da ayrıca gurur duyuyorum. Uzmanlık alanım cinsellik ve üreme sağlığı. Daha çok bu konular üzerinde çalışmalarım var. Çocuk gelinler ile ilgili kitap bölümüm, 20´den fazla uluslararası ve ulusal yayınlarım var. Pek çok bildirilerim ve projelerim var. Evli ve bir çocuk annesiyim.

"AİLE YAŞANTISINI
HİÇBİR ZAMAN ARKA
PLANA ATMADIM"
-Yoğun çalışma temposunda kendinize ve ailenize nasıl zaman ayırıyorsunuz?
-Kadın akademisyen olmanın 3 önemli problemi var. İş, aile ve özel alan arasındaki denge. Biz kadın akademisyenler çok fedakarız galiba. Çünkü erkek meslektaşlarımıza göre daha çok çalışmak zorunda kalıyoruz. Toplumumuzda ´toplumsal cinsiyet´ ayrımcılığı söz konusu. Dünya endeksine baktığımızda da 0,6 oranında olduğunu görüyoruz. Bu oran nedir? Sıfır ile bir arasında bir değer vardır ve sıfıra yaklaştıkça bu ayrımcılık az, bire yaklaştıkça da ayrımcılık fazla demektir. Bizim puanımız yüksek yani. Dolayısıyla pek çok alanda bu toplumsal cinsiyet ayrımcılığını yaşıyoruz.  Üniversitede akademisyen olmak ve ev hayatını da paralel yürütmek gerçekten çok zor. Çünkü bizim sorumluluklarımız var, bu sorumluluklarımız kariyer yapmak için yayın yapmak, kongrelere katılmak, tez danışmanlığı vermek, yürüttüğümüz pek çok dersin sorumluluğunu almak vs. Çalıştığımız 8 saatlik zaman dilimine bu saydıklarımız elbette yetişmiyor. Bizler de maalesef eve taşımak zorunda kalıyoruz bazı yapmamız gerekenleri. İşin bu safhasında ayrı fedakarlık başlıyor. Eşiniz ve çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılamak ve onlarla vakit geçirmek zorundasınız. Bu dengeyi korumak lazım. Ben de buna çalışıyorum, biz akademisyenler de bu dengeyi çocuk sayısını azaltarak buluyoruz galiba. İkinci çocuğu belki de bu yoğunluktan düşünemedik. İşimizi eve taşıyoruz ama bunun dengesini bulmaya çalışıyoruz. Evdeki işleri bitirdikten sonra çalışma odasına çekilerek geç saatlere kadar çalışmalarımızı yapıyoruz. Bütün bunlara bir de yöneticilik eklenince bu sorumluluk daha da artıyor. Ofisinizde kitap yazamıyor, çalışma yapamıyor ve kitap yazamıyorsunuz. Örneğin bunu eve taşıyorsunuz. Burada eşin de fedakar olması gerekiyor. Benim eşim de akademisyen olduğu ve birbirimizi anladığımız için pek sorun yaşamıyorum. Zaten oğlumuz da alıştı. Ama ben hiçbir zaman aile yaşantısını arka plana atmadım. Benim için aile kavramı çok ama çok önemlidir. Her zaman çocuğumun ihtiyaçlarını karşıladıktan ve o uyuduktan sonra bilimsel çalışmalara zaman ayırıyorum, o bizimleyken daha çok onunla vakit geçirmeyi tercih ediyorum. Hafta sonları onunla vakit geçirip beraber etkinliklere katılıyoruz. Hafta içindeki yoğunluğu, hafta sonu telafi etmeye çalışıyorum. İş, aile ve özel alan dengesi gerçekten çok önemli.


-Çalışma hayatınızda en büyük destekçiniz kim?
-En büyük destekçim tabii ki eşim. Destek önemli; hayatınızda sosyal destekler olmadığı zaman, bir yerde yavaşlarsınız ve belki de aynı hızla devam edemezsiniz. Ben akademik yaşantıma baktığımda bir kesintinin olmadığını görüyorum.  Lisans, yüksek lisans, doktora, yardımcı doçentlik çalışmalarımı tamamladım ve şu anda da doçentlik sınavına hazırlanıyorum. İş hayatı dışında kalan ev ve sosyal hayatımızı paslaşarak götürdüğümüz için benim önümde engel yok. Yani beni anlayan bir eş olması gerçekten bu anlamda çok önemli.

"HEMŞİRELERİN,
SORUMLULUK SAHİBİ VE
PLANLI OLMALARI
GEREKİYOR"
-Bir dönem hemşirelik yaptığınızı biliyoruz. Hemşirelik mesleği ile ilgili neler söylemek istersiniz, hemşire yetiştiren bir hoca olarak bir hemşire sizce nasıl olmalı?
-Lisans eğitimimi bitirdikten sonra 2 yıl hemşirelik yaptım. Belki de en doyum aldığım dönemlerdi benim için. Hayatta tek hedefim vardı, ´Hangi mesleği yapıyorsam en iyisi ben olmalıydım.  Hemşireliğe başlamadan önce sürekli olarak şunu söylerdim kendime; evet lisans mezunuyum ama eksiklerimi de bir şekilde kapatmam gerekiyor. Bir uzmanlık aldıktan sonra hemşirelik mesleğini yapmayı düşündüm hep. Yüksek lisans tez aşamasındayken bir kurumda hemşire olarak başladım. Orada da; amacım profesyonellik nedir, bakıma gelen kişilere onu hissettirmek oldu. Olması gerektiği şekliyle tanıtmak istedim hemşireliği. Hemşire insana ve insan haklarına saygı duymalı her şeyden önce. Eğer bu gibi kavramlara önem göstermiyorsanız, hemşirelik mesleğini yapmanız gerçekten çok zor. Hemşirelik mesleğinin eğitimi zor, ifa etmesi daha da zor. Bizim mesleğimizde ırk, dil, din, cinsiyet, siyasi düşünce ve ekonomik farklılıklara göre bir ayrım yok. Ahlaki değerlere, ekip çalışma ruhuna ve iş disiplinine sahip olmamız lazım. En önemlisi de sorumluluk sahibi ve planlı olmamız lazım. İnsanlarla rahat iletişim kurmamız, bilime ve teknolojiyi takip etmemiz gerekiyor. Sağlık sektörüne nitelikli eleman kazandırmak adına, hemşireler artık üniversitelerde 4 yıllık eğitimle bu unvanı alıyor ve meslek hayatına bu şekilde başlıyor. Eskiye göre daha profesyonel bir yaklaşım sergilediklerini düşünüyoruz. Bizim eğitimimiz, insanları bu alanda yetiştirmeye bütüncül açıdan bakıyor. Sadece bir alana yönelmiyoruz, insanın her boyutuyla değerlendirilmesini ve bakım gereksinimlerinin karşılanmaları gerektiğini söylüyoruz. Eskiden fiziksel bakım daha ön plandaydı ama artık alanda özelleştik. Nasıl ki tıp fakültesinde özel alanlar ve bilim dalları var, bizim mesleğimizde de artık ana bilim dalları var ve yaygınlaştı.

"İNSANLAR İŞLERİNİ
SEVEREK YAPMALILAR"
-Akademik kariyeriniz nasıl başladı?
-Yüksek lisans eğitimine adım atmamla birlikte akademik yaşantım başlamış oldu.  Lisans dönemimdeyken kadın doğum servisinde doğum ve kadın hastalıkları dersinin stajına çıktık.  Bir anne bebeğini emziremiyordu ve çok keyifsizdi. O zaman anne ile beraber bir saat kadar, bebek annesinden süt emsin diye mücadele verdik. Şu an anlatırken bile hissediyorum aynı heyecanı. Bebeğin annesinden süt emmesiyle birlikte annesinde oluşan olumlu tepkiyi gördükten sonra, alanımın kesinlikle bu olması gerektiğini düşündüm. Lisans eğitiminden sonra önümde farklı seçenekler de vardı ama hiçbir zaman yolumu değiştirmedim. Kadın doğum, mutlu olduğum bir servis benim için. Evet, bu işin jinekoloji ve onkoloji kısmı da var. Hoş olmayan, insanın mutsuz olduğu ve kötü durumların yaşandığı bir yer olabiliyor bazen. Ama doğumun gerçekleştiği, insanın yeni bir hayata merhaba dediği ve o sevinçlerin yaşandığı bir alan aynı zamanda. O keyif duygusunu yaşadım ve mutluluk dedim.  Ben meslekte mutluluğu çok önemsiyorum. Kişi, işini severek yapmalı ve yaptığı işten mutlu olmalı. Mutluluk ve gülümseme kavramları çok önemli. Ben bu nedenle kadın doğumu seçtim ve bu seçimimden de hiçbir zaman pişman olmadım.

"KENDİ ALANIMLA İLGİLİ
BİRÇOK ÇALIŞMALARIM VAR"
-Uluslar arası alanlarda yayınlanan makaleleriniz ve çalışmalarınız ile ilgili bilgi verir misiniz?
-Benim uzmanlık alanım cinsellik ve cinsel sağlık. Çalışmalarım daha çok cinsel sağlık üzerine.  Üreme çağındaki kadınların cinsel yaşam kalitesi,  cinsel doyumları ve cinsel işlev bozukluğunu belirlemeye yönelik çalışmalarım var.  Engelli bireylerin ve bakım vericilerin üreme sağlıklarını da önemsiyoruz. En çok göz ardı edilen konulardan biri de engellilerin cinsel gereksinimleri ve üreme sağlıkları. Bu konuyla ilgili hemşirelik öğrencilerinin bakış açısının ne olduğunu öğrenerek başladık en başta. Öyle bir hasta ile karşılaşıldığında bu hastanın bu tür ihtiyaçları gideriliyor mu diye düşündük. İstenmeyen gebelikler de önemli sorunlardan birisi. Bu konuda da istenmeyen bir gebelik olduktan sonra müdahale etmektense baştan önlemini almak daha iyi olur kanaatindeyiz. Onlarla ilgili bir çalışmamız var ve proje hazırlığı içerisindeyiz. AB kapsamında olan proje çalışmasının da içerisindeyim şu anda. O çalışmamız da engelli bireylere bakım veren ebeveynlerin sağlıklı yaşamlarını sürdürmeye yönelik bir çalışma. Aile içi şiddet ve özel alanlarda şiddeti belirlemeye yönelik pek çok çalışmamın yanında doğum ve doğum sonu dönem sorunlarını ortaya çıkarmak için yaptığım çalışmalarda bulunmaktadır.  
Sağlığı korumada ve hastalıkları önlemede düzenli sağlık kontrolleri ve taramaları önemli bir yere sahiptir. Kadın sağlığının korunması için yapılan kontroller içerisinde yer alan jinekolojik muayene, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarda, genital kanserlerin erken dönemde teşhisinde ve yolunda gitmeyen durumlarda sıklıkla yapılmaktadır. Jinekolojik muayeneye gelen kadınlar çok stresli ve kaygılı oluyor, biz bunu çok gözlemledik. Literatür de bunun bilgisini bize veriyor zaten. Örneğin bir kadının sorunu var ve kaygılarından dolayı jinekolojik muayeneye gitmiyor. Muayene masası kadınlar üzerinde yoğun bir stres ve anksiyete neden olmakta  ve bu da kadınların kontrollerini geciktiriyor ve hastalıkları erken tanılanmasını geciktiriyor.  Neler yapabiliriz diye baktığımızda pek çok uygulama olduğunu gördük. Örneğin müzik dinletme, ortamı loş hale getirme ve ayna karşısında muayene gibi. Son zamanlarda alternatif tıp çok konuşuluyor.  Lavanta kokusunun jinekolojik muayene sırasında yaşanan kaygı ve ağrı düzeyine etkisi var mıdır diye yola çıktığımız çalışmada muayeneye gelen kadınları, lavanta kokusu olan bir odada muayeneye aldık ve ciddi anlamda kaygı ve stres düzeylerinin düştüğünü gördük. Hastalar bizlere teşekkür ederek çıktılar inanın. Olayı görüp, soruna olduğu yerde çözüm bulmak çok önemli. Ayrıca şu anda bir çalışma var gebe kadınlarla ilgili. Öğrencilerimizle beraber stajda bizler de bulunuyoruz. Bu esnada kayıp yaşayan gebe kadınlarla çok karşılaşıyoruz. Bu konuda hiçbir şey yapılmadığını gözlemledik. Ne yapabiliriz diye düşünürken, kayıp yaşamış bir kadının fiziksel ve psikolojik gereksinimlerini karşılamaya yönelik bir çalışma başlattım. Bununla ilgili bir hazırlık içerisindeyiz şu anda. Amaç kadın doğuma yönelik sorunların tespiti ve bu sorunları nasıl giderileceği ile ilgili cevaplar bulmak. Tabi anne sütünü de unutmak istemiyorum. Bu konuyla ilgili de güzel bir projemiz olmuştu. Doğum yapan kadınları 6 ay boyunca, bilişim teknolojilerini kullanarak takip ettik. Mesajlar, e-mail ve telefon görüşmeleri yaparak emzirmenin devamlılığını sağlamaya çalıştık ve 6. ayın sonunda da bu oranın çok yüksek olduğunu ve çalışmamızın başarılı olduğunu gördük. Anne sütünü önemsiyoruz ve annelerin desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kısacası doğum ve kadın hastalıkları alanında pek çok çalışmalarım bulunmaktadır.

"SUŞEHRİ SAĞLIK YÜKSEKOKULUNUN
FİZİKİ ŞARTLARI ÇOK İYİ"
-İlçedeki sağlık yüksekokulunda olmanın öğrenciler ve hocalar açısından herhangi bir dezavantajı var mı?
-4 yıllık bir hemşirelik okulu olan sağlık yüksekokulu eğitimi Sivas´ta ve Suşehri´nde yürütülmektedir. Yüksekokul 2012 yılında kurulmuş. Bir yıl önce atandım müdür olarak, yeni yönetimle birlikte. Ben o okulun 4. müdürüyüm ve amacım en iyisini yapmak. Suşehri Sağlık Yüksek Okulu´nun fiziki şartları çok ama çok iyi. Yüksekokul binasında 6 adet dersliğimiz, bir adet 8 yataklı, tam donanımlı temel beceri laboratuarımız, bir adet temel tıp laboratuarımız ve son teknolojiye uygun simülasyon laboratuarımız var. Bu simülasyon laboratuarı da Türkiye´de her okulda olmayan bir laboratuar. Maketler üzerinde bire bir olarak öğrencilerle birlikte canlı vaka tartışmaları yapılıyor. Suşehri´nin fiziksel ortam olarak böyle bir avantajı var. Öğretim elemanlarına baktığımız zaman sayı olarak yeterli değil. Benim amacım bu sayıyı artırmak, kaliteli ve nitelikli eğitimin devamlılığını sağlamak. Şöyle bir dezavantajımız var, Suşehri Devlet Hastanesi 75 yataklı. 643 öğrenciye uygulamalı eğitim alanında sıkıntı yaşıyoruz. Bunun için de Zara devlet hastanesi, Cumhuriyet Üniversitesi hastanesini ve Kamu Hastaneleri Birliği´ne bağlı hastaneleri kullanarak, sorunu en aza indirgemeye çalışıyoruz. Öğrencilerin okula gelip giderken yaşadıkları taşımacılık sorunu vardı bunu çözdük.  Güvenlik konusunda sorunlar vardı bunu çözdük. Öğrencilerin ders müfredatlarıyla ilgili sistemsel sıkıntıları vardı onu da çözüme kavuşturduk . Biz öğrencilerin yanındayız, onların talep ve istekleri doğrultusunda olabilecek her şeyi yapıyoruz. Ben öğrenci memnuniyetini çok önemsiyorum. Her gittiğimde de öğrencilerle bire bir iletişime geçerek istek ve taleplerini dinliyorum. Hatta her sınıfta bir araya gelerek istek ve taleplerini yazılı olarak iletmelerini istiyorum ve değerlendirme sonucunda da mümkün olanları gerçekleştiriyoruz. Üstelik sadece fiziki şartlarla ilgili isteklerini değil, bilimsel gelişimlerini de önemsiyoruz. Onları kongrelere gönderiyoruz, kendilerini geliştirmeleri adına bilimsel faaliyetlerin içinde bulunmalarını istiyoruz.  

"BİRİNCİ BASAMAK
SAĞLIK HİZMETLERİ ÇOK ÖNEMLİ"
-Türkiye´deki sağlık sistemi hakkında neler söylemek istersiniz?
-Bu konuyu değerlendirirken birinci basamak sağlık hizmetlerinden başlamak gerekir diye düşünüyorum. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde çok değişiklikler oldu. Mesela aile hekimliğine geçildi ve bununla birlikte hemşirelerin rol ve sorumlulukları da değişti. Teknolojinin gelişmesine paralel olarak, bilişim teknolojileri daha çok kullanılmaya başlandı. Bence birinci basamak sağlık hizmetleri; sağlığı koruma, geliştirme ve risk tanımlaması nedeniyle çok önemli bir basamak. Ev ziyaretleriyle bunun devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Sürekli değişim ve gelişim içerisindeyiz, o yüzden sistemler de bu değişim ve gelişimlere uyum sağlamalıdır. Uyum sağlarken de tabii ki aksaklıklar olabiliyor. Önemli olan da yöneticilerin bu aksaklıkları anında görüp çözüm bulması diye düşünüyorum ama birinci basama sağlık hizmetlerine, sağlığı koruma ve geliştirme adına çok iş düşüyor. Ben, ikinci basamak sağlık kuruluşlarında günlük olarak muayene edilen hasta sayıları üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum. Bırakın danışmanlık yapmayı  tanı konamaz hale geldiğini düşünüyorum.

"HERHANGİ BİZ ZORLUKLA
KARŞILAŞMADIM"
-Kadın yönetici olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
-Kadın yönetici olarak herhangi zorlukla karşılaşmadım diyebilirim. Hep avantajlarını yaşadım. Kadınlar, problem çözme konusunda erkeklere göre daha yeteneklidir diye düşünüyorum. Problem çözme becerinin yanında, olayları daha çabuk kavrama ve daha çabuk müdahale etme becerisi olduğunu da düşünüyorum.

"SAĞLIKTA ŞİDDETİ KINIYORUM"
-Sağlık personeline şiddet konusu ile ilgili neler söylemek istersiniz, sizce sorunlar personel kaynaklı mı yoksa problemin nedeni hastalar mı?
-  Sağlıkta şiddeti kınıyorum. Sağlık çalışanlarına şiddet gösteren kişiler ciddi cezalar almalı.  Şimdi acil servisler çok önemli. En çok krizlerin yaşandığı yer acil servistir. Beklenmedik olayları yaşayan hastalar ya da hasta yakınları, şok ya da krizi aynı anda yaşayabiliyorlar. Önemli olan sağlık personelinin bu konuda bilinçli olması ve olaylara profesyonel yaklaşması. Acil servislerde en çok öfke patlaması yaşanıyor.  Öfke patlamalarında hemşire ya da diğer sağlık personellerinin nasıl hareket etmesi gerektiğiyle ilgili hizmet içi eğitimlerin verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sağlık personelinin profesyonel yaklaşmayı, hasta yakınlarının da nerede nasıl davranılacağını bilmesi gerekiyor. Hasta hakları da kesinlikle çok önemli ama bu hakları olması gerektiği gibi okuyup, yorumlayıp, değerlendirmemiz lazım. Halkımızda bu konuda yanlış algılama var diye düşünüyorum. Şiddeti kesinlikle önemsiyoruz ve bu konuda da bakanlık tarafından ciddi adımlar atıldığını görüyoruz ama aslolan halkımızın bilinçlendirilmesi. Halkımız gerçekten bilinçli değil. Toplum olarak şiddeti maalesef çok benimsemiş durumdayız. Bu da eğitimle alakalı elbette. Eğitim müfredatlarını ve içeriklerini zenginleştirmemiz gerekiyor ilkokuldan itibaren. Bakın medya ve kadın sağlığı ile ilgili çalışmamızda halkımızın büyük bir çoğunluğunun televizyon seyrettiğini belirledik. Siz televizyonda cinayet programlarını yayınlarsanız, polis gibi cinayeti çözmeye çalışırsanız ve nasıl cinayet işlenir basamak basamak anlatırsanız, insanları şiddete yönlendirmiş olursunuz. İşte bu noktada basın ve yayın organlarının, halkı bilgilendirmeye yönelik daha fazla programlar oluşturması gerekiyor. Maalesef toplumumuz düşünen bir toplum değil, düşünmeden hareket ediyoruz ve bu durumu sonuçlarından birisi de sağlık alanında şiddet.

"MENSUBU OLMAKTAN ÇOK MEMNUNUM"
-Cumhuriyet Üniversitesi son günlerde sıkça gündeme ve bazı kesimler tarafından sürekli eleştirinin odağında. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz, Cumhuriyet Üniversitesi´nde olmaktan memnun musunuz?
-Bu konularla alakalı üniversite yönetimimiz tarafından gerekli açıklamalar yapılıyor. Ben Suşehri Sağlık Yüksekokulu müdürü olarak, Cumhuriyet Üniversitesi´nden, burada olmaktan ve hep beraber öğrencilerimiz ve Sivas Halkı için bir şeyler yapmaya çalışmaktan çok memnunum. Bizim vazgeçemeyeceğimiz değerlerimiz ve ilkelerimiz var. Bizler, bu değer ve ilkelere göre hareket ediyoruz. Üniversitemizde, fiziki ve eğitim açısından daha iyi olmak için yapılan çalışmalar var. Hep aynı kaldırımlarda ve kırık dökük yollarda yürümeye alışmıştı herkes ama bunların artık değişmesi gerekiyordu. Değişim için biraz da sabredilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki çalışmalar esnasında sadece burada değil her yerde ve her projede aksaklıklar olabiliyor ama önemli olan gelişmek, ilerlemek ve yerimizde saymamak. Şimdiki üniversite yönetimimiz, sürekli olarak değişme ve gelişme yolunda ilerliyor. Yönetimimiz çalışkan ve bilimsel gelişmeyi destekleyen bir yönetim. Ben de bu yönetimin içinde yer almaktan çok mutluyum. Hep birlikte yol alıyoruz ve ilerlemeye devam ediyoruz.

"BİRLİKTE DAHA GÜZEL GÜNLERE…"
-Son olarak Sivas ile ilgili neler söylemek istersiniz?
-Bir Sivaslı olarak Sivas´ı seviyorum. Sivaslı olmam nedeniyle Cumhuriyet Üniversitesi´ni seçtim. Şehrimizde de güzel şeyler oluyor, değişiyor ve şekilleniyor. Üniversite ve halk, bu yönetimle birlikte bütünleşti. Bizler Şehrimiz ve ülkemiz için hep birlikte çalışıyoruz. Daha güzel günlere de birlikte yol alacağımızı düşünüyorum. Bir Sivaslı olarak; dışarıdan gelen öğrencilerle konuştuğumuz zaman, Sivas ve Sivas halkı için övgüler duyunca bizler de çok mutlu oluyoruz.

/resimler/2017-10/16/1510222289399.jpg
/resimler/2017-10/16/1508071505406.jpg

 








Kaynak: İRADE

Anahtar Kelimeler: DENGE ÖNEMLİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yükümlüler Güzelleştirecek--Video
Yükümlüler Güzelleştirecek--Video
Haklarında kamu hizmeti cezası bulunan yükümlüler, Adalet Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında ilimizde bulunan 7 okulda boya, temizlik ve tadilat işlerine başladı.
Sivas İlk 3 Arasında
Sivas İlk 3 Arasında
Arıcılık sektöründe 7 yılda 80 milyon liralık hibe desteği verildiğini ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu hibelerden en çok yararlanan şehirleri Ordu, Sivas ve Van olarak açıkladı.
Kocabaş, Yürümeye Başladı--Video
Kocabaş, Yürümeye Başladı--Video
Yaklaşık 1 ay önce ayağı parçalandığı için yürüme zorluğu çeken Kocabaş isimli Kangal cinsi köpek protez pati sayesinde eskisi gibi yürümeye başladı.
Bakaya Durumuna Düşmeyin
Bakaya Durumuna Düşmeyin
Milli Savunma Bakanlığı Sivas Askerlik Şubesi Başkanlığı, askerliklerine karar aldıran er statüsündeki yükümlüleri bakaya durumuna düşmemesi için uyardı.
Kan Bağışına Destek
Kan Bağışına Destek
Tarım ve Orman Müdürlüğü personeli, Kızılay Kan Merkezi´nin kan bağışı kampanyasına destek oldu.
Coşkun´a Yeni Görev
Coşkun´a Yeni Görev
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Sivas Şubesi´nin kurucu üyelerinden olan iş kadını Ayşegül Coşkun, Kadın Çalışma Kurulu Başkanlığı´na seçildi.
Korkutan Rapor!
Korkutan Rapor!
1993 yılında ‘bireysel silahsızlanma´ temelinde kurulmuş toplumsal bir vakıf olan Umut Vakfı, ‘Silahlı Şiddet Haritası 2018 Raporu´nu açıkladı. Rapora göre ülkemizde silahlı şiddet olaylarının en fazla arttığı illerin başında Sivas geldi.
Kahveci, Tapu´ya Atandı
Kahveci, Tapu´ya Atandı
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Yabancı İşler Dairesi Başkanı Adnan Kahveci, Sivas Tapu ve Kadastro 20. Bölge Müdürlüğü görevine atandı.
Sivas´ı Da Dahil Edin
Sivas´ı Da Dahil Edin
Tarım Platformu üyeleri Sivas´ın kenevir yetiştiriciliğine izin verilen iller arasına dahil edilmesi için bir araya geldi. Toplantıda konuşan Tarım ve Orman İl Müdürü ve Platform Başkanı Seyit Yıldız, “Kenevir konusu ülkemiz gündeminde ve şu anda 2016 yılında yayımlanan yönetmeliğe göre 19 ilde kenevir yetiştiriciliğine izin verilmiştir. Sivas olarak biz de bu iller arasına dahil olmak istiyoruz” dedi.
Aç Tilki Köye İndi
Aç Tilki Köye İndi
Sivas´ta kış şartlarının sert geçmesi ile aç kalan yabani hayvanlar yemek bulabilmek için yerleşim yerlerine dadandı.
Kurye, Motosikletiyle Buzlu Yolda Kaza Yaptı
Kurye, Motosikletiyle Buzlu Yolda Kaza Yaptı
Sivas´ta motosikletiyle paket dağıtımı yapan kurye, yolun buzlanması nedeniyle kaza yaptı.
Sibirya Soğukları Gölleri Buza Çevirdi
Sibirya Soğukları Gölleri Buza Çevirdi
Hava ısısının-20´lere inmesi ile donan göller izlemeye değer manzaralar oluşturdu.
Kaldırım Çöktü
Kaldırım Çöktü
Şehir merkezindeki yaya kaldırımında çökme meydana gelerek 4 metre çapında ve derinliğinde çukur oluştu.
106 Köy Yolunda Ulaşım Sağlanamıyor--Video
106 Köy Yolunda Ulaşım Sağlanamıyor--Video
Olumsuz hava koşulları nedeniyle 106 köy yolu ulaşıma kapalı bulunuyor.
Ay Yıldız Camisi Kışın Bir Başka Güzel--Video
Ay Yıldız Camisi Kışın Bir Başka Güzel--Video
Dünyada ilk kez Sivas´ta ay yıldız şeklinde inşa edilen caminin hatları yağan kar ile daha da belirginleşti.
Gereksiz Meşgul Etmeyin!--Video
Gereksiz Meşgul Etmeyin!--Video
İl genelinde karla mücadele çalışmalarının 898 personel ve 630 iş makinasıyla devam ettiğini söyleyen Vali Salih Ayhan, “112 ekiplerinin zaruri sebepler dışında meşgul edilmemesi gerekiyor. Bu konuda vatandaşlarımızdan anlayış bekliyor ve bize yardımcı olmalarını istiyoruz” dedi.
Bin 300 Dekar Arazi Sulamaya Açıldı
Bin 300 Dekar Arazi Sulamaya Açıldı
İl Özel İdaresi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü´nün 2018 yılında yürüttüğü çalışmalara ilişkin bilgiler veren İl Genel Meclisi Tarım ve Orman Komisyonu Başkanı Emin Ünlüer, “Toprak sulama projeleri kapsamında uygulanan 28 adet yeni iş ve tamamlama projesi ile bin 300 dekar arazi sulamaya açıldı” dedi.
Cizözü, Su Tutmaya Başladı
Cizözü, Su Tutmaya Başladı
Yıldızeli Cizözü Barajı´nın tamamlandığını söyleyen Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mevlüt Aydın, “Su tutma işlemleri başlanılan Yıldızeli Cizözü Barajı´nda depolanacak su ile 2019 yılı sulama sezonunda 2 bin 130 dekar zirai arazinin tamamına sulama suyu verilecektir” dedi.
“Yöre Halkı Mağdur”
“Yöre Halkı Mağdur”
Yıldızeli´nde doğal gaz olmaması nedeniyle sorunlar yaşandığını ifade eden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İstanbul Milletvekili hemşehrimiz Hayati Arkaz, “Yöre halkı ve esnaf mağdurdur. Vatandaşlar ev ve iş yerlerinde kömürlü sobayla ısınmak zorunda bırakılmış, bu durum bir çile haline gelmiştir” dedi.
Halk Eğitim´den Yemen´e Yardım Eli
Halk Eğitim´den Yemen´e Yardım Eli
Sivas Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü Okul Aile Birliği, yaklaşık 4 yıldır süren iç savaş ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle kıtlık yaşanan Yemen´e destek olmak amacıyla kermes düzenledi. Kermesten elde edilen gelir Yemen´e gönderilmek üzere Kızılay Şube Başkanı Mustafa Sarılar´a teslim edildi.
6. Bölge ve Kenevir İçin Meclis´ten Seslendiler
6. Bölge ve Kenevir İçin Meclis´ten Seslendiler
MHP Milletvekili Ahmet Özyürek ve CHP Milletvekili Ulaş Karasu, yatırım ve teşvik uygulamalarında 4. Bölge´de yer alan Sivas´ın 6. Bölge kapsamına alınması ve kenevir üretimine izin verilen illere dahil edilmesi için TBMM´den yetkililere seslendi.
50 Kişiye İstihdam Sağlayacak
50 Kişiye İstihdam Sağlayacak
Türkiye´de sadece 8 tane bulunan panel çit fabrikasının 9´uncusu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Eken´in destekleriyle Sivas´a kazandırılacak.
Adaylardan “Güvercin Köyü” Talebi
Adaylardan “Güvercin Köyü” Talebi
Sivas Güvercinleri Araştırma Geliştirme ve Koruma Derneği, Belediye Başkan adayları ile bir araya gelerek, “Güvercin Köyü” taleplerine destek istedi.
Kenevir Üretimi Sivas´ın Hakkı
Kenevir Üretimi Sivas´ın Hakkı
Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, poşet tüketiminin azaltılmasıyla birlikte gündeme gelen kenevir yetiştirilecek iller arasına Sivas´ın da dahil edilmesini istedi. Oda binasında açıklamalarda bulunan Başkan Çetindağ, “Biz diğer illere karşı değiliz ama üretime izin verilen illerin birçoğu tarım veya hayvancılık şehri değil. Kenevir üretimi bizim hakkımız” dedi.
Yerlileşme Hamlesi
Yerlileşme Hamlesi
Yük vagonunun en önemli ve üretiminde teknoloji gerektiren parçalarından birisi olan kompakt fren sisteminin ülkemizde üretilmesi için Türkiye Demiryolu Makineleri Sanayi Anonim Şirketi´nin (TÜDEMSAŞ) öncülüğünde toplantı gerçekleştirildi.
Otobüs Şarampole Devrildi: 1´i Ağır, 20 Yaralı
Otobüs Şarampole Devrildi: 1´i Ağır, 20 Yaralı
Erdoğan Alıcı (47) idaresindeki 34 YK 0013 plakalı yolcu otobüsü, Sivas´tan Kayseri´ye giderken Sarıdemir köyü yakınlarında şarampole devrildi. Olay sonucu 1´i ağır olmak üzere 20 kişi yaralandı. Otobüs sürücüsü Erdoğan Alıcı, kazaya şiddetli rüzgarın neden olduğunu belirterek, “Otobüs rüzgardan dolayı devrildi. Sivas´tan Kayseri giderken 22 yolcuyla kaza yaptık. Rüzgar otobüsü aldığı gibi yolun kenarına attı” dedi.
Konut Satışları Hız Kesmedi
Konut Satışları Hız Kesmedi
2017 yılında 10 bin 654 adet konutun satıldığı Sivas´ta geçtiğimiz yıl içerisinde satılan konut sayısı 10 bin 665 olarak açıkladı.
Kan Bağışına Destek--Video
Kan Bağışına Destek--Video
İl Özel İdaresi personeli Kızılay Kan Merkezi´nin kan bağışı kampanyasına destek oldu. Kanın acil değil sürekli ihtiyaç olduğunu ifade eden Genel Sekreter Mehmet Nebi Kaya, sağlıklı olan herkesi kan bağışına davet etti.
“Küçük Esnaf Bitme Noktasına Geldi”
“Küçük Esnaf Bitme Noktasına Geldi”
Her geçen gün sayısı artan AVM ve zincir marketlerin esnafın belini büktüğünü dile getiren SESOB Başkanı Beşir Köksal; “Devletimiz esnaf ve sanatkarını koruyucu ve kollayıcı tedbirler almakla yükümlüdür. Mantar gibi çoğalan zincir marketler öz sermayesi ve kendi imkanlarıyla çalışan küçük esnafımızı bitirme noktasına getirmiştir” dedi.
Şubat´ta Açıklanacak--Video
Şubat´ta Açıklanacak--Video
Gazetemiz Genel Yayın Koordinatörü Taner Karabal ile görüşen Vali Salih Ayhan, ilimizin bugününün ve yarınının genel değerlendirmesi; ekonomik, sosyal, kültürel durumun istişaresi ve yol haritasının belirlenmesi amacıyla geçen yıl 26 Aralık´ta “ortak akılla yarınlara” sloganıyla gerçekleştirilen “Sivas Çalıştayı”nın verimli geçtiğini ifade ederek, “Çalıştay raporunu Şubat ayında açıklayacağız” dedi.
DOLAR
5.3454
EURO
6.0716
Sivas
  • Bugün



    3 °
  • Perşembe



    3 °
  • Cuma



    3 °
  • FOTO GALERİ
    VİDEO GALERİ
    Başlangıç Tarihi
    Bitiş Tarihi
    Çoban uyudu mu kurt emin olur.

    Mevlana
    sxyl

    Çok Okunanlar
    Çok Yorumlananlar
    -Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

    İlginç Bilgiler 4