Estetiğin Köy Hali
Tarih: 17.5.2019 07:00:00
Alper Duran

Dünyanın genel anlamda kaybettiği estetik nazar ve medeniyet anlayışı maalesef ülkemizde de ucube zihniyet, fikriyat, inşa ve icraatlarda kendini ziyadesiyle göstermektedir. Çivisi çıkmış arzın sallanan ayaklarında zaten sağlam durabilmek, ayrı bir maharet konusu. Ancak yine de tamamen bir yokoluş içerisinde değiliz. En azından estetik bir nazarın varlığından bahseden ve ona geçicide olsa hak veren bir kesim bulunmaktadır. Bu kişilerin çoğalması ve icraata dökülmesi, kum saatinin tersine dönmesi anlamına gelir ki, işte o zaman dünyanın bu soğuk ve acımasız kışına cemre düşmüş demektir.

Uzun zamandır medeniyet tasavvuru ve estetik bakış açısı ile alakalı yazılar, düşünceler ve projeleri incelemekteyim. Her birinin kendi içinde kıymeti ve özgül ağırlığı var elbette. Doğal olarak herkes kendi dünyasının bir yansımasını yazmakta ve icra etmektedir. Kimi estetiği modernleşmenin bir parçası görürken, kimi de daha geleneksel bir bakışın muhafaza edilmesini savunmaktadır. Kimisi bir meslek üzerinden değerlendirirken, kimi de daha küçük toplumsal hayatın içindeki bazı ahval dâhilinde aranması gerektiğini iddia etmektedir. Hepsinin doğru yanları olduğu gibi, doğal olarak eksik tarafı da bulunmaktadır. Eksikliğin ana maddesi ise hayatın bir bütün olduğunun farkına varılamaması veyahut farkına varılsa bile insanların konumlarının dünyanın merkezi olduğu düşüncesinden sıyrılamamasından ileri gelmektedir. İşte tamda burada umumi bir bakış açısı olmayınca, tefekkür ehlinin yazıları ve çizileri birçok hususu atlamaktadır. Bunların başında ise ülkemizin ve dünyanın değişmez gerçeği köyler yer almaktadır. Köyden estetik olur mu demeyin, sizlerde bazı sözümona şehirli olmanın faşistliğini yaşayanlar gibi yanılırsınız. Allah (cc) bir böceği yaratırken bile hem dış görünüş, hem de üreme ve beslenme konusunda muazzam özelliklerle donatmışken, sonsuz tasarım ve renk cümbüşü ile kelebekleri hemde kısa bir süreliğine tabiatın istifadesine sunmuşken bizim hayatın en önemli hususlarını teğet geçmemiz düşünülemez. O sebeple estetik algısı içerisinde köylerin de mühim bir yeri olduğuna işaret etmek istedim.

Elbette medeniyetin varolması ve devam etmesi şehirlerin omuzunda yükselmektedir. Zaten şehrin varlığı bir medeniyet nişanesidir. Lakin gözümüzü tek bir noktaya çevirip onun üzerinden bir değerlendirme yaptığımız zaman, sürdürülebilir bir sistematik ortadan kalkmaktadır. Yani şehrin gıda, sanayi, ticaret vb gibi birçok alanda altyapısı köylerin varlığından ileri gelmektedir. Şehrin şımarık zenginleri kahvaltıda portakal suyunu yudumlarken hiçbir vakit zihninde köy algısı oluşmamaktadır. Bilmem hangi manzaraya nazır bir yerde bir tomar para ödeyip bir tike et yiyen ve bunu da övünç meselesi yapanların aklından köyün nimetleri geçmemektedir. Filanca marka elbiseyi giymenin bir üstünlük olduğunu düşünen zavallı beyinlilerin pamuk eken köylülerle bir rabıta kurduğu vaki olmamıştır. Doğal beslenmenin faydalarını anlatan conconlara bu doğal besinlerin üretildiği yerde yaşarsan hayatının her alanı daha da doğallaşır dendiğinde, burun kıvıracakları su götürmez bir gerçektir. Zira onlar sadece önlerine gelenleri tüketmek ve afili cümlelerle havasını atmakla kendilerini konumlandırmışlardır. Hayatın içinde ne varsa bu örnekleri o denli çoğaltabiliriz, lakin meramımızı anlatma adına bunlar yeterlidir. Bu tabaka; şehirde doğup büyümüş veya köyden şehre göç etmiş, ama para kazanmış kişilerin aklını yitirmiş dünya sahnesinin ucuz yönüdür. Ne oldum deliliğinin Bu manasız bir eleştiriden çok malumun ilanının da bir tespitidir.

Birde köylerin maddi estetiğinden bahsetmek icap eder. Yani varlıklarının tabiiliği ve kendine has bir özgünlüğünden. Evlerin coğrafi şartlara göre taş, kerpiç veya ahşaptan olduğu, sokaklarının imar çizgilerinden çok nesilden nesile uzanan gönül yoluna benzediği, bazen bir yamaçta, bazen bir çukurda ve bazen de bir düzlükte hayata direnen sıradanlığın sıradışılığı içindeki bir hakikatin varlığı. Atıkların, hırsların, hengâmenin ve sürekli kazanma ve yükselme arzularının olmadığı veya en asgari olduğu köylerden bahsediyorum. Her birinin kendine has bir yapısının ve ictimai düzeninin olduğu, çoğunun hısım ve akraba ilişkileri içerisinde kâh sevinç kâh üzüntü, kâh kavgalarla geçen ama sevimli bir sosyolojik ortamdan bahsediyorum. Belki maddi ilmin olmadığı ama ilme hürmetin sonsuz olduğu, irfani bir mana, derin bir nüktedanlık ve yediden yetmişe her türlü insan manzarasının olduğu mekânlardan bahsediyorum.

Ancak şehrin yıkıcı fikriyatı köylerinde bekâretini kirletmeye başladı. Kimi iyi niyetli, kimi şehre özentiden kaynaklı, kimi de kendini ispat etme hayali ile köyleri yavaş yavaş şehrin çarpık yapılaşmasına benzetmeye başladı. Köylere; bazıları apartmana benzer yapılar inşa ederken, bazıları da desinler zehrine kapılıp villalar oturtmaya başladı. Şehirlerin bir mimari yapısı var deyip feryat edenler, köylerin bu bozulma sürecini görmediler bile. Şehirleri köylüler gelip bozdular diyenler, şehrin zehirleriyle köylerin bozulmasına bir kelime dahi etmediler. Kısır bir döngünün içinde eleştiri ile geçirdikleri ömürlerinde bir tespit yapıp düzeltmenin yolunu ve yöntemini göstermediler. Şehirleri kutsal mekânlar, şehirlileri de ( şehirliden kasıt orda doğup büyüyen olarak yorumlayanlar) kutsal şahsiyet olarak kabul edenler, başka mekânların ve insanların varlığını umursamadılar. Şehrin zenginleri fabrikalarını idame ettirmek için bir yandan köylerden ucuz işçi topladılar, bir yandan da köylülerin iş için gelip şehirleri bozduklarından dem vurdular. İmar ve iskândan bihaber olanlar gökdelenleri inşaa ederken, köyden gelen masum inşaat işçilerini çalıştırtırdılar ve (çoğunun da sosyal güvenlik hakkını vermeden) onlar vesilesiyle yükselen servetlerinin kendilerine verdiği statülerinin görücüye çıktığı dernek, lokal ve platformlarda yine bir köy çirkinlemesiyle köylülerin üzerlerine kustular.

Şimdi mevcut durumda birçok şehir estetik ve medeniyet anlamında kaybedilmişken bari köylerimizi kurtarmamız gerektiğini ısrarla söylüyorum. Bırakalım bari köylerimiz kerpiç evleri, doğal yaşamı, bilindik tabirleri ve tabiatıyla muhafaza edilsin. Elbette ki, gelişmişliğin nimetlerinden faydalanmak ve daha kolay ve medeni bir hayat yaşamak için köylerin değişmesi ve dönüşmesi gerekir. Köylerimize de altyapı, daha güzel yollar daha fazla aydınlatmalar vb gelmeli ve getirilmeli, ancak köyün ortasına havuzlu bir meydan hayal etmeye gerek yoktur. Apartmanlar dikmeye, şehrin özentili villalarını yapmaya ve köyün o masumluğunu kirletmeye gerek yoktur.

Bırakalım bari köylerimiz ve köylülerimiz şu kirli hayatta temiz kalmaya devam etsin…

Anahtar Kelimeler: Estetiğin, Hali
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Delilerin İtibarı (26 Mart 2020 - Perşembe)
İslamın Müslümanları (18 Mart 2020 - Çarşamba)
Tarih Dersleri (11 Mart 2020 - Çarşamba)
İspatlı Yalan (28 Şubat 2020 - Cuma)
Teşekkür Borcu (19 Şubat 2020 - Çarşamba)
İnan Dost (13 Şubat 2020 - Perşembe)
Neler Oluyor Burada (06 Şubat 2020 - Perşembe)
Devlet (30 Ocak 2020 - Perşembe)
Beyaz Enteller (23 Ocak 2020 - Perşembe)
Sözün İstikameti (15 Ocak 2020 - Çarşamba)
Gafletli Şuur (01 Ocak 2020 - Çarşamba)
Yakın Gözlüğü (30 Aralık 2019 - Pazartesi)
Bir İkiden Büyüktür (14 Aralık 2019 - Cumartesi)
Allah, İnsan, Hata Ve Af (29 Kasım 2019 - Cuma)
Turan Ülküsünün Girizgâhı (20 Kasım 2019 - Çarşamba)
Tedbir ve Korkaklık (02 Kasım 2019 - Cumartesi)
Dikenler ve Güller (19 Ekim 2019 - Cumartesi)
Banane Amerikadan (11 Ekim 2019 - Cuma)
Endamsız Salgın (04 Ekim 2019 - Cuma)
Pasta Yoksa Birbirimizi Yiyelim (27 Eylül 2019 - Cuma)
Ahh Ah!.. (13 Eylül 2019 - Cuma)
Sadece Seyrediyoruz -2- (07 Eylül 2019 - Cumartesi)
Sadece Seyrediyoruz (06 Eylül 2019 - Cuma)
Kurumsal Dedikodu (30 Ağustos 2019 - Cuma)
Şaplakçılar (08 Ağustos 2019 - Perşembe)
YOBAZ BAYKUŞLAR (18 Temmuz 2019 - Perşembe)
HAYALLERİMİZ ÇÜRÜYOR (12 Temmuz 2019 - Cuma)
Yetişkinler Nereye Gidiyor (04 Temmuz 2019 - Perşembe)
Neden Böyle Oldu Furyası (27 Haziran 2019 - Perşembe)
Müslüman Saati -2- (20 Haziran 2019 - Perşembe)
Müslüman Saati (19 Haziran 2019 - Çarşamba)
Olmayan Ülkenin Pastacıları -2- (13 Haziran 2019 - Perşembe)
Olmayan Ülkenin Pastacıları (12 Haziran 2019 - Çarşamba)
Ömerler Hıdır Oldu (30 Mayıs 2019 - Perşembe)
Dünya Vatandaşlığı -2- (25 Mayıs 2019 - Cumartesi)
Dünya Vatandaşlığı (24 Mayıs 2019 - Cuma)
Kutuplaşacağız (10 Mayıs 2019 - Cuma)
Sağım Solum (02 Mayıs 2019 - Perşembe)
Köhne Aydınlar (25 Nisan 2019 - Perşembe)
Zaman, Mekân ve İnsan (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Safları Sık Tutalım (03 Nisan 2019 - Çarşamba)
Kilisenin Masum (!) Çocukları (2) (29 Mart 2019 - Cuma)
Kilisenin Masum (!) Çocukları (28 Mart 2019 - Perşembe)
Yok Oluşun Başlangıcı (22 Mart 2019 - Cuma)
Akıl Düzeni (15 Mart 2019 - Cuma)
Millet Şahsiyeti (28 Şubat 2019 - Perşembe)
Değerlerimiz (20 Şubat 2019 - Çarşamba)
Adi-L-Tablolar (15 Şubat 2019 - Cuma)
Vazife Bozgunu (07 Şubat 2019 - Perşembe)
Muhalefet Ahlakı (30 Ocak 2019 - Çarşamba)
Şiir ve Zaman (23 Ocak 2019 - Çarşamba)
Milli Beka: Suriyeli Göçmenler -2- (18 Ocak 2019 - Cuma)
Milli Beka: Suriyeli Göçmenler -1- (17 Ocak 2019 - Perşembe)
Huzursuz Beyinler (03 Ocak 2019 - Perşembe)
Kitapsız Okurlar (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Sanat (19 Aralık 2018 - Çarşamba)
Kucağa Oturup Sakal Yolanlar (12 Aralık 2018 - Çarşamba)
Sükût ve Esrarı Tüm Devirler… (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
Dostluk Üzerine (28 Kasım 2018 - Çarşamba)
Şucular ve Bucular (21 Kasım 2018 - Çarşamba)
Varlığın Yok Hali (14 Kasım 2018 - Çarşamba)
Kadın Mühim, Aile Ehemdir (07 Kasım 2018 - Çarşamba)
İctimai Sulhun Ehemmiyeti (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Türklük, Irk Mı Millet Mi? (24 Ekim 2018 - Çarşamba)
Taner Abi Yazdıkların Doğrudur (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
Işıldayan Dönekler (10 Ekim 2018 - Çarşamba)
Tıyniyet ve Mücadele (03 Ekim 2018 - Çarşamba)
Gençler Biraz Daha Gayret (26 Eylül 2018 - Çarşamba)
Menfaatin Yolu Düzdür (19 Eylül 2018 - Çarşamba)
Yönetemeyenler (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Moda: Teşhircilik ve Yokoluş (05 Eylül 2018 - Çarşamba)
Kendinden Büyük Tek Ülke: Türkiye (25 Ağustos 2018 - Cumartesi)
Sadakat Mi Sefil Kölelik Mi? (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Acillerin Dünyası (01 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Haritanın Ufku (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çirkinler ve Artistler (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
SES GETİREN ÖLÜMLER 1 (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
ZAMANA KARŞI 1 (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
TEK İNANIŞ (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
KİFAYETSİZLER VE MUSALLA (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
DAVA ERLERİ (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
MAHSUN VATAN DOĞU TÜRKİSTAN (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
ENDÜLÜS (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
ZÜBÜK KARDEŞLİĞİ (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
YEDİ NEFES, BİR AYASOFYA (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
DANSÖZLER VE OYNAŞLARI (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
VARSAYIM KÖLELERİ (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
KİTAPLAR VE MABEDLERİ (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
EMEKSİZLERİN GENÇLİĞİ (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
EĞRİLER ÜLKESİNİN MÜTEŞABİH DOĞRULARI (04 Nisan 2018 - Çarşamba)
NAZARLAR VE KURUMLAR (ÜNİVERSİTE) (28 Mart 2018 - Çarşamba)
BEDELSİZ HASLET EDEB (27 Mart 2018 - Salı)
Sayfa:
Orhan Arslan
Orhan Arslan
İhanet Şebekesinin İhanetleri - 2
Haydar Mermer
Haydar Mermer
Devletimiz Çığlıkları Duymalı!
Erdem Tahıllıoğlu
Erdem Tahıllıoğlu
İslam´da Tevekkül Anlayışı
Alper Duran
Alper Duran
Delilerin İtibarı
Taner Karabal
Taner Karabal
Virüs Belası
Çetin Polat
Çetin Polat
Şampiyonluğa Adım Adım
Kuzey Akkaş
Kuzey Akkaş
El-Aziz
Adem Yıldırım
Adem Yıldırım
"Biz Hep Birlikte Türkiye´yiz"
Muzaffer Karadağ
Muzaffer Karadağ
Nasıl Kalkınabiliriz?
Hanife Döner
Hanife Döner
Spor Yapın Güzel İnsanlar
Halil İbrahim Budaklı
Halil İbrahim Budaklı
Ekonomi Bakanı´nın Sivas İş Dünyası İle Buluşması
Aydın Deliktaş
Aydın Deliktaş
Çevre
Muhittin Karahan
Muhittin Karahan
Namaz Dinin Direğidir
Oğuzhan Sarzep
Oğuzhan Sarzep
Sivas Gümbür Gümbür
Yurdal Epsileli
Yurdal Epsileli
Güzel Günler Gelecek
Adem Akgül
Adem Akgül
Birbirinden Lezzetli Sivas Yemekleri
Aykut Özdoğan
Aykut Özdoğan
Büyüme Hormonu Nedir?
Ekrem Arıs
Ekrem Arıs
Ülkemizde Muay Thai
Metehan Dağcıoğlu
Metehan Dağcıoğlu
Unutulan Bir Değer: Şahabeddin-İ Sivasi
Ahper Nuri Delican
Ahper Nuri Delican
Aile Yapısı
Ahmet Tırpan
Ahmet Tırpan
Kurban Kesilirken Hangi Dualar Okunur?
İsmail Ayhan
İsmail Ayhan
Sivas Belediyespor Sancılı…
Fatih Tabur
Fatih Tabur
Adakta Gaye Allah Rızası Olmalıdır
Kürşad Özkaynar
Kürşad Özkaynar
Goebbels, Komünizm ve Bolşevizm
Eyüp Demirer
Eyüp Demirer
Liyakat, Sadakat ve İlle De Ehliyet
Neslihan Dereli
Neslihan Dereli
İşçiye Cuma Namazı İzni Verilmemesi (İşçi Bakımından) Haklı Fesih Sebebi Midir? –Son-
Emre Gürkan Gürleyük
Emre Gürkan Gürleyük
Yerel Seçimin Ardından,
Mustafa Coşkun
Mustafa Coşkun
AK Parti Toplantısı Sonrası Sivaslılar Ne Yapacak?
Kübra Duran
Kübra Duran
Ege Kıta Sahanlığı Sorunu
Hadi Töre
Hadi Töre
İran 2
Fatma Karakuzu
Fatma Karakuzu
Kitap İnsanı, İnsan Dünyayı Değiştirir
Abdullah Ağbektaş
Abdullah Ağbektaş
40. Hadisi Şerif
Esra Kurt
Esra Kurt
Süresiz Nafaka
Emre Şağban
Emre Şağban
Şehit
Ali Bozkurt
Ali Bozkurt
TİKİ-TAKA
İbrahim Özmen
İbrahim Özmen
Vampir
Ajda Mutlu
Ajda Mutlu
Dünya Çok Güzel, Gezmelisin !
Halil Kalemci
Halil Kalemci
Capital 500 Açıklandı
Yusuf Doğan
Yusuf Doğan
İLAHİ ADALET…
Süleyha Kara
Süleyha Kara
SEVGİNİN ADI
DOLAR
6.5160
EURO
7.2150
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Seni sigaya çeken bir molla kasım gelir.

Yunus Emre
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Soğuk iklimde yaşayan tatlı su kaplumbağası türü olan kaplumbağaların,sonbaharda derin bir nefes alarak girdikleri sudan,ilkbaharda çıktıklarını ve bu kaplumbağaların üç ay oksijensiz hayatta glikolizden enerji sağlayarak kalabildiklerini ve bunların kalp atışlarının dakikada bir olduğunu,

Su kaplumbağları hakkında bilgi