Enes Soybayraktar


Gün Işıklarımız

Gün Işıklarımız


Ülkemizde ve dünyamızda var olan büyük bir sorunun içindeyiz. Bu sorun insanlık için maalesef büyük bir utanç kaynağıdır. Bu sorunu çözmek ve ortadan kaldırmak öncelikli işlerimizden olmalıdır. Peki bu bahsettiğim sorun nedir? Bu sorun kadına şiddet ve kadın cinayetleridir!

2019 Kadın, Barış ve Güvenlik Endeksi araştırmasına göre; 167 ülke arasından kadınlar için hayat kalitesinin en yüksek olduğu ülke Norveç olurken, Türkiye 114. sırada yer almıştır. Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporuna göre de Türkiye 153 ülke arasından 130. olmuştur. Bu bizim utancımızdır.

Kadın cinayetleri maalesef son yıllarda artış göstermiştir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından yapılan açıklamaya göre 2008-2020 aralık arasında 3621 kadın cinayete kurban gitmiştir.

Bu cinayetlerin sadece küçük bir kısmı kadının bilmediği veya tanımadığı kişiler tarafından işlenmiştir. Geri kalan büyük bir çoğunluk kadının hayatındaki erkekler tarafından işlenmiştir. Eşi, akrabası, eski sevgilisi veya eski eşi tarafından işlenmiştir.

Bu katillerin işledikleri suçu normalleştirmek adına öne sürdükleri başlıca gerekçeler arasında; kadının ayrılık talebi, namus, aldatma-aldatılma ve kıskançlık gibi sebepler öne çıkmaktadır. Bu nedenler bir insanın bir kadının canını almak için hiçbir zaman geçerli birer bahane olmayacaktır. Bana göre bir insanın canının kasten alınmasının haklı bir sebebi yoktur.

Şu an ismini bu yazıya sığdıramayacağım birçok kadın haksız sebeplerden ötürü öldürülmüşlerdir. Ama bazılarını hatırlatmak için buraya yazmak zorundayım.

Münevver Karabulut. 3 Mart 2009 tarihinde Cem Garipoğlu tarafından vahşice katledilmiştir. Daha 17 yaşında gencecik bir kızdı. Yaşayacak kim bilir daha kaç yılı daha kaç anısı olacaktı. Ama erkek arkadaşı tarafından bu yıllar ve bu anılar elinden alındı.

Özgecan Aslan. 11 Şubat 2015 tarihinde tecavüz girişimine direndiği için bir minibüste öldürüldü. 19 yaşında bir üniversite öğrencisiydi. Kim bilir hangi hayalleri kurarak üniversiteye gitmişti. Ama maalesef bu hayallerini gerçekleştiremeden hayatına son verildi.

Şule Çet. 29 Mayıs 2018 tarihinde bir plazanın 20. Katından düşerek hayatını kaybetti. İntihar süsü verilmeye çalışılsa da yapılan araştırmalar sonucu cinayete kurban gittiğine karar verildi. 23 yaşındaydı. Ama maalesef yaşayacağı yıllar elinden alındı.

Emine Bulut. 18 Ağustos 2019 yılında eski eşi Fedai Baran tarafından on yaşındaki kızının önünde katledildi. Bu annenin kızıyla geçireceği yıllar yine yakın çevresindeki bir kişi tarafından elinden alındı ve kızı büyük bir travmaya maruz bırakıldı.

İşte bu isimler sizlere hatırlatmak istediklerimden bazılarıydı. Ama maalesef bu isimlerden daha binlercesi var. Hepsini her ne kadar hatırlatmak istesem de bu satırlar maalesef yeterli olmayacaktır.

Peki bu şiddet sadece fiziksel mi? Hayır. Psikolojik olarak da baskı yapılan bir sürü kadın var. Sözlü olarak tacize uğrayan birçok kadın var. Sosyal medya üzerinden baskıya uğrayan birçok kadın var.

İnsanları ne giydiklerine, nasıl güldüklerine, hangi saatte ve kiminle gezdiklerine bakarak onlara etiket yapıştırmak günümüzde yapılan en büyük yanlışlardan biridir. İnsanlar istediklerini, istedikleri zaman diğer insanların haklarını ihlal etmedikleri sürece yapabilirler. Ve emin olun bu bahsettiğim konular hiç kimsenin haklarını ihlal etmiyor. Bu işlenen cinayetlerin, tecavüzlerin ve tacizlerin yukarıda bahsettiğim konular ile bağdaştırılıp yapılan suçu haklı gösterilmeye çalışılması, tamamen saçmalıktan ibarettir. Bu yapılan suçların haklı bir gerekçesi yoktur.

Bunların olmaması için çocukluktan itibaren çocuklarımıza bunların öğretilmesi gerekmektedir. Sen erkeksin yaparsın gibi tutumlar sergilenmemelidir. Onlara karşısındaki kişi kim olursa olsun nazik ve saygılı bir şekilde davranmasını öğretmek gerekmektedir. Her bireyin eşit olduğunu öğretmemiz gerekir. Karşısındaki kişinin özel alanına saygılı olmasını öğretmemiz gerekir. Ön yargılı olmamayı öğretmemiz gerekir.

Erkekler duygularını göstermemelidir, bu onlar için zayıflıktır şeklinde yapılan bir tutum çok yanlıştır. Karşımızdaki insanlara onları sevdiğimizi ve değer verdiğimizi söylemek hiçbir şekilde zayıflık göstergesi değildir. Bunları yapmak aramızdaki bağı güçlendirir ve karşı tarafın değerli olduğuna, sevildiğine inanmasını sağlar. Bu bağlar güçlendikçe şiddetin yerini sevgi alır.

Kadınlar bizim için değerlidir ve her zaman öyle olmalıdır. Onlar annelerimiz, kız kardeşlerimiz, eşimiz, sevgilimiz, bazılarımız için hayatlarımızın anlamıdır. Bizleri olduğumuzdan güçlü kılan destekçilerimiz, yol arkadaşlarımızdır.

Kadına şiddetin ne hukukta ne de İslam’da yeri yoktur. Peygamber efendimizin bazı hadisleri şöyledir;

Cennet annelerin ayakları altındadır.

Hanımını döven, Allah’a ve Resulüne hasım olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.

Sizin en hayırlınız, eşine hayırlı olandır. Ben de eşime karşı sizin en hayırlınızım. Kadınlara ancak iyi insanlar iyi davranır; onlara karşı ancak kötü kişiler ihanet eder.

İlk başta örnek almamız gerekende Hz. Peygamberimiz değil midir zaten?

Bütün kadınların şimdiden 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü en içten dileklerimle kutlarım.