İran 2
Tarih: 3.12.2018 07:00:00
Hadi Töre

Hepimiz İran´ı farklı tanıyoruz. Kimimiz de İran´ın görmek istediğimiz yönlerini görüyoruz. Ben de ilk sefer de öyle yapmıştım. Avrupa´dan yeni gelmiş gurbetçi gibi benim de İran´a bakışım biraz kibirle olmuş. Kısacası bende İran´ın rejimine takılmışım. Saklı güzelliklerini görememişim.

İran denilince akla gelenler; Irak savaşı, uzun süren Amerika ambargoları, petrol, atom bombası, doğalgaz, İslam rejimi, başörtülü eşek gözlü fars kadınları!

Şimdi zihnimizi temizleyelim. Şöyle düşünelim;

Gelişmişlik demek tüketim çılgınlığı mı demektir? Son model araçlara binmek, en yeni telefonları mı kullanmaktır? Yatırım denilince sıcak para ekonomisi, devamlı borçlanmak mı demek? Ülkede gelişmişlik ülkeyi betonlaştırmak mı?

İran da asgari ücret 480 TL SSK 150 TL toplamda 630 TL. Enerji bedava, devletin çok büyük teşvikleri var. İranlı ambargolardan şunu öğrenmiş; her şeyi kendimiz üretmeliyiz, kendi kendimize yetmeliyiz. İran her türlü ağır sanayi hamlesini yapmış. Bence hiç bir kimseye, hiçbir ülkeye ihtiyacı yok. İran da Starbucks olmayı versin McDonald´s olmasın. Yeni yeni Mercedes arabalar olmasın. Var olsun ağır sanayi. Aslında İran´a kimse ambargo koyamıyor.

Bir ülkenin kuralları olmalı. Mesela o ülkeye kadın olarak ayakbastınız saçınız açık, ister Müslüman olun ister Hristiyan isterse de Budist ol kural şu başını örteceksin. Ülke de içki içmeyeceksin, hırsızlık, zina yapmayacaksın. Diyecekseniz bunlar İran da yok mu? Var veya yok olması önemli değil. Önemli olan çoğu kişinin bu kurallara uyuyor olması.

Şimdiler de bizim ülkemiz de fabrika kurduğunuzu düşünün. Enerji pahalı, fabrika da çalışacak işçi yok, ülke insanın da milli tüketim alışkanlığı kalmamış. Tasarruf anlayışı yok. İran da kocaman bir fabrikaya gidiyorsunuz. Yönetim binasında bir oda yapılmış. Bu odanın bir kısmında toplantı salonu var. Muhasebe yöneticilerin masaları yan yana. Bizde olsa sekreter odası, muhasebe ve toplantı odası şu odası bu odası oda oda… Fabrikalarımızın yarısı oda. Sonuç sermayeler masaya telefona krediler koltuğa makam aracına gitti. Sonuç içi boş ruhu boş fabrikalar.  

Bizim ülkede en basitten bir tırınız var. Aracınızı sürmesi için birini tutuyorsunuz diyorsunuz ki hem o kazansın hem de ben. Şoför işe alırken size soruyor araç kaç model kaç para vereceksin? Bir orta yol buluyorsunuz. Her şey baştan iyi gidiyor sonrasında şoför düşünmez mal sahibi ne kazanıyor neyi kazanamıyor. Daha iyi bir iş bulduğunda ise hemen sizi terk eder. Şoför hemen bir avukata gider avukat sizden bir şey alabileceğini hissettiğinde hemen davayı alır. Baştan her türlü fedakârlığa razı olan işçi sonradan hâkime anlatmaya başlar. Efendim beni çok fazla çalıştırdı, sosyal haklarımı vermedi zor kurtardım bu adamdan günlerdir evime gidemedim. Bayramlarda çalıştım geceleri hiç durmadım. İyi niyetli işçiler için yapılan yasaları kendi lehine çevirmeye çalışır. İşi kendi bırakan işçi iki adet de kendisi gibi daha önce ayrılan işçi bulur. Hâkim de zaten işçi mağdur olmuştur diye düşünür. Hemen ver cezayı ardından SSK, Çalışma Bakanlığı vb. peşinize düşer. Öyle ki SSK hemen ceza keser öde der işçinin verdiği tek sayfalık dilekçeyi düzeltmek için dava açmanız gerekir. İran da 1960 model tırlar çalışmakta. Şoförler öyle güzel çalışıyor ki o eski araçlarda tahmin bile edemezsiniz. Biz de ise hemen kazandığınız, kazanacağınız paraları Alman menşeili araçlara ver kurtul.

Çevremize bakalım hep bakımlı erkekler, bakımlı kadınlar. Her şey lüks ya İranlı insansa biz neyiz? Adamlar sadece karnını doyuruyor, çalışıyor, üretiyor. Biz ne yapıyoruz kendi paramızı tüketiyoruz. Şimdiler de ise dünyadan borçlanıp tüketiyoruz.

ABD bize ambargo koymadı. Ufaktan “Hello!” dedi ve ne oldu? Dolar 7,5 TL. Ambargo koysa ne olur? Halimiz ne olur? Bilinmez. Ülkede kimse üretmek istemiyor, çalışmıyor. İşçi belli değil patron belli değil. İşimiz güç siyaset oldu. Hepimiz devletin imkânlarından faydalanmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de temiz siyaset adı altında kendimizi kandırıyoruz.

Açıkçası şu; Bizler çalışmazsak bu tüketim alışkanlarımızdan kurtaramazsak İran bu kadar ambargoyla bizi çoook geçer. Ama İran niye ilerlemiyor denilebilir. İranlı Türkler gibi çalışmıyor. Adamlar relax adamlar ve hiç dürüst değiller biz bize yeteriz gerisi boş.

Anahtar Kelimeler: İran
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bizi Bilen Kurt Yesin (26 Kasım 2018 - Pazartesi)
Papaz Kaçtı… (23 Ekim 2018 - Salı)
Yardımcı Kaynak (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
Belediye Başkanı Mı, Vali Mi? (08 Ekim 2018 - Pazartesi)
Sivas´ta Değişim İyi Olmaz Mı? (01 Ekim 2018 - Pazartesi)
Niye Erken Seçim Yaptık? (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
Yediğimiz Ekmekle Dolar İlişkisi (17 Eylül 2018 - Pazartesi)
Her Yerde Amerika (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Güzelim İran, (03 Eylül 2018 - Pazartesi)
Türkiyede İşler Nereye Gidiyor (27 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Ticaret Odası (20 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Bu Dolar Nereye Gidiyor (14 Ağustos 2018 - Salı)
Sayın Vekilim Anlatmış... (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Şehrimde Ki Yatırımcımın Düşüncesi (30 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Bizi Affet (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Sivas´a Yatırım Nasıl Gelir? (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Sayfa:
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Katı taş olsan, mermer kesilsen bile bir gönül sahibine ulaştın mı inci olursun."

MEVLANA (R.A)
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4