Enes Soybayraktar


Küresel Isınma ve İklim Değişikliği


Küresel ısınma günümüzün en önemli sorunlarından biridir. Bu sorunun ciddiyetini anlamak gerekir. Bize neler kaybettirdiğini ve neler kaybettireceğini bilmemiz gerekir. Çünkü bunların ne kadar bilincinde olursak bu sorunu o kadar ciddiye alır ve yapılması gerekenleri daha fazla geciktirmeden yapmaya başlayabiliriz. Umarım daha fazla geç kalmayız.

Biz bu dünyada kiracıyız. Bizden sonra gelecek olan nesiller bizim şu an ki ev sahibimizdir ve bizden evlerine temiz ve düzenli bakmamız gerektiğini ve zarar vermememizi istiyorlar. Bu istek onların en doğal hakkıdır. Çünkü biz o prensiplere uymaz ve zarar verirsek kiraya verilecek bir ev kalmayacak.

Peki küresel ısınma nedir diye soracak olursanız size söyleyeyim. İnsanların çeşitli faaliyetleri sonucunda atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratarak yeryüzündeki sıcaklığı arttırmasına küresel ısınma denir. Böylelikle iklim değişikliği de başlamış olur. Fark ettiyseniz insanlar dedim çünkü bunu bize doğa yapmadı biz bunu doğaya yaptık.

Küresel ısınmanın başlıca etkenleri fosil yakıtların (kömür, petrol, linyit vb.) kullanılması, bitki örtüsünün tahrip edilmesi, sanayileşme, plansız kentleşme, hızlı nüfus artışıdır. Bu etkenlerin bazılarının sonucunda da sera etkisi ortaya çıkmaktadır.

Küresel ısınmanın en önemli sebeplerinden biri olan sera etkisini size açıklayayım. Dünyamızın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılmaktadır. Bu ışınlar dünyadan atmosfere geri yansıtılırken, su buharı, karbondioksit ve metan gazlarının dünya üzerinde oluşturduğu tabaka nedeniyle bu ışınlar tutulmaktadır. Tutulan bu ışınlar da sıcaklığın normal değerlere göre daha fazla artmasına neden olmaktadır. Bu olaya sera etkisi denmektedir. Bunu fosil yakıtların kullanımını ve bitki örtüsünü tahrip etmeyi bırakarak önlemeye başlayabiliriz.

Sanayi devriminden bu yana kullanılan fosil yakıtlardan dolayı atmosferdeki sera gazları artmıştır. Karbondioksit oranında ciddi miktarlarda artış görülmüştür. Fosil yakıtların kullanımını azaltmak karbon salınımını azaltacaktır.  Bu da ozon tabakasına göndereceğimiz daha az gaz demektir. Bu da başlangıç yapmak için iyi bir sebeptir.

Karbon salınımını azaltacak bir diğer durum ise ormanlaşmadır. Çünkü ağaçlar ve bitkiler fotosentez yaptığından dolayı karbondioksiti alıp oksijene çevirdikleri için salınım da azalacaktır. Ama maalesef bunun değerini bilmediğimiz için binlerce hektarlık ormanları yok ettik.

2019 yılının haziran ayında başlayıp 240 süren 2020 yılında ancak sönebilen yangını eminim hatırlıyorsunuzdur. Bu yangının sebebi iklim krizi ve bunun ana sebebi ise küresel ısınmadır. Bu yangın sonucunda 1 milyar hayvan hayatını kaybetti diğerleri ise evlerini kaybettiler. 28 insan yaşamını yitirdi. 1500 ev ve 2500 bina yıkıldı, 6,3 milyon hektarlık alan yok oldu. Yangından dolayı yayılan gazlar neticesinde Sydney´de hava kirliliği maksimum sınırın 11 katına çıktı.

Kendi çıkarlarımız için insanlık olarak bizde bir sürü ormanlık alanı yok ettik. Plansız kentleşme sonucunda binalarımıza yer bulabilmek için hiçbir gerekçeyi önemsemeden yıktık. Açgözlü olduğumuz için gözümüzü nereye diksek orayı yok etmeye başlıyoruz. İnsanların tüketim hızına yetişebilmek için yeni yerler yapıyoruz.

 

 

Nüfus artışı bu plansız kentleşmenin ana sebeplerinden biridir. İnsanlar bulundukları bölgeye sığamadıkları için kendilerine yeni dokunulmamış alanlar seçip orayı kendi istekleri doğrultusunda tahrip etmeye başlıyorlar. Bu tahribin sonucunda geriye ne orman kalıyor ne yeşillik. Çünkü önemli değil yeter ki siteler ve gökdelenler dikilsin!

Küresel ısınma sonucunda buzullar erimeye başlıyor ve deniz seviyesi yükseliyor. Buzulların erimesinden dolayı orada yaşayan hayvanların nesilleri tükenmeye başlıyor çünkü o hayvanlar yeni şartlara maalesef uyum sağlayamıyorlar.

Denizlerde bulunan birçok balık türünü tehdit ediyor. Rize Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi´nde yapılan bir diğer araştırmanın ilk sonuçlarına göre, 161 balık türünün bulunduğu Karadeniz´in Türkiye kıyılarında 59 balık türünün neslinin tükendiği belirlendi. 10 yılı aşkın süredir yaptığı araştırmaları basınla paylaşan Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semih Engin, balık türleri neslinin tükenmesine başta aşırı avcılık olmak üzere, kirlilik ve iklim değişikliğinin neden olduğunu söylemiş. İklim değişikliği burada da karşımıza çıktı maalesef.

Deniz seviyesinin yükselmesi birçok adayı ve kıyı şeritlerinde yer alan şehirleri çok ciddi tehdit ediyor. Deniz seviyesi aşırı yükseldiği zaman birçok ada ve şehir suların altında kalacak. Tatilimizin vazgeçilmezleri arasında yer alan kumsallar yok olacak.

Umarım hala zamanımız varken bu sorunların parçası olmayı bırakıp çözümlerin parçası olmaya başlayabiliriz. Bu dünya hepimizin ve ona iyi bakmak bizim görevimiz. Bu görevi ciddiye alıp elimizden geleni yapmamız gerekir yoksa kendi sonumuzu kendimiz getiririz.