Erdem Tahıllıoğlu


Müslümanlar Birlik Olmalıdır


Merhaba sevgili dostlar. Dünkü Cuma hutbesinde İslam´da yardımlaşmanın, paylaşmanın, birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekildi.

Hutbede sarf edilen ?İçinde yaşadığımız bu aziz milletin ve bu müstesna toplumun değerini bilelim. Sevinci ve kederi, varlığı ve yokluğu paylaşalım. Hal ve hareketlerimizle birbirimize sükûnet, huzur ve muhabbet aşılayalım. Başta eşimiz ve çocuklarımız olmak üzere güler yüzümüzü, güzel sözümüzü, insaf ve anlayışımızı kimseden esirgemeyelim. Böylelikle hem kendimiz hem de çevremizdekiler için hayatı kolaylaştıralım? sözlerini biz Müslümanların iyi algılaması lazım.

Huzurlu bir toplum, birbirini seven, dayanışma ve yardımlaşmayı ilke edinen fertlerden meydana gelir. Birbirlerine karşı duyarsız, sevinçleri, tasaları, inanç ve gayeleri aynı olmayan toplumların kuru kalabalık ve yığından öte bir manası olamaz. Gönül birliği olmayanların, bedenen bir arada olmaları hakiki birlik ve beraberliği sağlamaz. Mensubu olduğumuz Yüce İslam Dini; temeli sevgi, saygı, dayanışma, fedakârlık, uzlaşma ve yardımlaşma olan bir toplum meydana getirmeyi hedeflemiş, Sevgili Peygamberimiz (sav) de fiilen böyle bir toplum modeli ortaya koymuştur. Kur´an´ın ifadesiyle o toplumun fertleri ?Kendi canları çekmesine rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.?

Hz. Peygamber (sav), toplumda görmeyi arzu ettiği bütün güzellikleri önce kendi şahsında göstermiş, yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş, yoksulları gözetmiş, yetimleri bağrına basmış, hastaları ziyaret etmiş, zayıfları korumuş, onları kendi haline terk etmemiştir.

İnanan insanın hedefi, yaşadığı sürece iyilik etmek, Allah´a karşı gelmemektir. Bu yüce hedefe ulaşmak için bütün Müslümanlar birbirlerine yardım etmelidirler. Zira Allah (cc) böyle istemektedir. Müslüman, Müslümanın derdiyle dertlenmeli, onlara gereken yardımı esirgememelidir. Çünkü Rabbimiz mü´minleri kardeş ilan etmiştir. Kardeşliğin gereği ne ise o yapılmalıdır. Resulullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde ?Sizden her kim din kardeşine bir fayda sağlayabilirse, bunu hemen yerine getirsin, ihtiyacını gidersin.?  buyurmuştur.

Müslümanlar tıpkı bir beden gibidir. Göz ağrıyınca bütün bir beden ağrı duyduğu gibi, baş ağrıyınca her yerin ağrıdığı gibi, onlarda birbirinin derdine duyarlıdır. Bu nedenle, mü´minler birbirini sevmeli, korumalı ve birbirlerine merhamet etmelidirler. Hiç kimse bir diğerine haksızlık ve zulüm etmemeli; kardeşini, haksızlık yapanın eline bırakmamalıdır. Müslümanlar daima şu prensibi şiar edinmelidirler:

?Bir Müslüman, din kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını karşılayacaktır. Bir Müslüman, din kardeşinin sıkıntısını giderirse, Allah Teala da onun kıyamet günündeki sıkıntısını giderecektir. Bir Müslüman, din kardeşinin ayıp ve kusurunu örterse, Allah da onun ayıbını, kusurunu örtecektir. Kısacası bir Müslüman kardeşinin yardımına koştuğu sürece, Allah Teala onu yardımsız bırakmayacaktır.?

Bir Müslüman kendisi tok iken Müslüman kardeşinin aç olmasına razı olamaz. Zaten Peygamber Efendimiz; ?Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.? buyurarak bu hassasiyeti ortaya koymuştur.

İslam´da sosyal hayatın önemli kurallarından biri de yardımlaşma ve paylaşmadır. Yardımlaşma ve paylaşma, insanlar arasındaki birlik ve beraberliği güçlendirir, toplumu canlı tutar. İslam´daki yardımlaşma ve dayanışma ilkesi, sosyal normlara göre değil ?İlahi Hukukun üstünlüğü? esasına göre çalışırKur´an-ı Kerim´de ?İyilikte ve fenalıktan sakınmakta birbirinizle yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.? anlamındaki ayet, yardımlaşma ve dayanışma ilkesinin alanını belirtmektedir.  

Haftaya görüşmek üzere Yaradan´a emanet olun?