Enes Soybayraktar


Yenidünya Düzeni

Yenidünya Düzeni


Yenidünya düzeni küresel barışın hüküm sürdüğü bir dünya değil, düzene adını veren ve kurgulayan batı için huzur ve barış, geriye kalan diğerleri için savaştan ibaret bir düzendir.

Soğuk savaş sonrası dönemde oluşan boşluğu doldurmak üzere harekete geçenler, küresel nüfusun fazlalığını da hesaba katarak değişik projeler hayata geçirmeyi planladılar. Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafya da “Genişletilmiş Ortadoğu projesi” ismiyle küçük devletçiklerden oluşan etnik ve mezhep ayrılıkçılığına dayalı yönetmesi kolay bir yapı.

Çatışmalardan arındırılmamış, kitlerin karşılıklı düşmanlık duyguları içinde, öfkelerinin kine dönüştürüldüğü kaotik bir savaş alanı. Ölenin de öldürülenin de ortak bir dini inanışa sahip (İslam), dünyanın rezerv ömrü en uzun enerji kaynaklarına (Petrol, doğalgaz vs.) sahip bölgesi.

Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle oluşan boşluktan kaynaklı devletlerarası ilişkiler de ABD ve yol arkadaşı İngiltere ile bölgedeki ileri karakolu İsrail’in bölgeye egemen olma hırsı, maalesef dengeleri değiştirdi Washington, Londra ve Tel Aviv üçgeninde Dünya’ya hâkim olma projesi.

Kapitalist sistemin temel prensibi karın maksimizasyonu için her şeyi tahrip edip, yeniden inşa kılıfı ile yürütülen vahşi bir emperyalist strateji. Devletler arası ilişkiler iktisadi kazançlar temel alınarak yürütüldüğü için her şey daha çok kar için planlanır. Zira devletlerin iktisadi çıkarları uluslararası siyaseti belirleyen en önemli faktördür.

ABD’nin Irak’ı işgalinden sonraki adımları Rusya, İran ve Çin’in bölgedeki menfaatlerine ters düşmeye başladı. Suriye üzerinde yaşanan kaos ’un güçler dengesinin yeniden hayat bulma mücadelesi olarak değerlendirmek daha doğru olur. Zira hesaplar da bu dengeler üzere yapılıyor.

Türkiye yıllarca bu dengeleri doğru hesaplar ile kontrollü idare ediyordu. Soğuk Savaş sonrası dönemin ABD merkezli müttefiklik hesabı, ülkemizi yönetenlerin “Derin Dış Politika” kavramı ile farklı düşüncelere dalmasını sağladı. Aslında Bilinçli olarak bunu sağlattılar!

Maalesef yenidünya düzeni içinde bölgemizde planlı strateji “Konfederal yapılanma” ile küçük, kontrolü kolay devletçikler oluşturma eylemin de Irak’ın toprak bütünlüğü dağıtıldı, şimdi Suriye üzerinde yürüyor plan ve arkasından Merhum Erbakan Hocanın söylediği gibi; Türkiye’miz üzerinde yürütülecek.

Türkiye’nin Üniter yapısı şimdiye kadar buna izin vermiyordu. Yugoslavya da başlatılan ve Tito Üzerinden gayet güzel önce övgüler ve duygusal motiveler sonra da küçük yapıların etnik ayrılıkçılığa sevk eden çatışmacı yaklaşımı orada farklı devletçiklerin oluşmasına imkân verdi. Ülkemiz için de bir Yugoslavya modeli planlayanlar maalesef amaçlarına adım adım yaklaşıyorlar.

Yeni Dünya düzeni maalesef Türkiye’nin parçalanmasını istiyor. Bütün stratejileri bunu gerçekleştirmek üzere işliyor.

Türkiye’nin kadersizliği de bu ya zaten. Sahip olduğu doğal kaynaklar ve içinde yer aldığı coğrafi stratejisi, ülkemize avantajlar sağladığı gibi dezavantajlarda oluşturuyor. Avantajlar milli hükümetler için önemli bir hürriyet kaynağı olurken, dışardan planlanıp kurulmuş gayri milli hükümetler içinde önemli bir pazarlama materyali olarak kullanılmaktadır.

Ancak küresel egemenlerin ilişkisi her zaman sömürüye dayalı olduğu için “Kullan. At” mantığında, işlerine yaradığın ve onlara hizmet ettiğin sürece varsın. Belli bir süreden sonra ağzınla kuşta tutsan, senden vazgeçiyorlar. Bunların örneğini yakın siyasi tarihte dünyanın çeşitli coğrafyalarında gördük.

Türkiye politikalarını yerel zihinle ve küresel gelişmeleri göz ardı ederek analiz etmek çok yanlış ve eksik olur. Uluslararası gelişmeler ile değerlendirip, Güç dengelerinin hamleleri ile yorumlayıp analizler yapmak, doğru sonuçlara ulaşmamızı mümkün kılar.

Yeni Dünya düzeninin egemenleri bölmek üzere yıllardır siyasi iktidarlara federal bir yapıyı öneriyor ve onun içinde zemin hazırlıyorlar.

Tarih sayfaları “Karizmatik otoritenin” yükseldiği dönemleri, değişim, çözülme ve yeniden kuruluş dönemlerinin karakteristiği olarak gösteriyor. Başka devletler ve milletler için yaşanmışların bizim içinde misal teşkil edeceğini unutmayalım.