Koyu idrarı hafife almayın!

Koyu idrarı hafife almayın!
Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Çakmak, safra taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirterek, sarılık ve idrar renginde koyulaşmanın safra yollarında tıkanıklığın önemli bir işareti olabileceği konusunda uyardı

Safra taşlarının büyük bir kısmı uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebiliyor ve çoğu zaman tesadüfen fark ediliyor. Ancak özellikle sarılık ve idrar renginde koyulaşma gibi bulgular, safra yollarında tıkanıklık oluştuğuna işaret edebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Çakmak, safra taşlarının çoğu hastada belirti oluşturmamasının hastalığın masum olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Safra kesesinin, karaciğerin altında yer alan ve sindirime yardımcı olan safrayı depolayan armut şeklinde bir organ olduğunu belirten Medicana Sivas Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Çakmak, safra taşlarının oluşum sürecine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Çakmak, “Safra taşları, safranın içeriğinde bulunan kolesterolün kristalleşmesi sonucu zamanla oluşur. Safrada aşırı kolesterol veya bilirubin bulunması ya da safra kesesinin yeterince boşalamaması taş oluşumuna neden olabilir. Safra taşlarının büyük bir kısmı belirti vermez ve çoğu zaman ultrasonografik incelemeler sırasında tesadüfen saptanır” dedi.

İDRAR RENGİNDEKİ DEĞİŞİM ÖNEMLİ BİR UYARI OLABİLİR

Safra kesesi içerisindeki taşların safra kesesi çıkışını tıkaması ya da safra kanalına düşmesi durumunda çeşitli şikâyetlerin ortaya çıkabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Çakmak, bu durumlarda karın ağrısı, sarılık, idrar renginin kırmızı veya kahverengiye dönmesi, ateş, üşüme, titreme, bulantı ve kusma gibi belirtilerin görülebileceğini söyledi. Safra kanalına düşen taşların, pankreasın iltihabi hastalığı olan akut pankreatite yol açarak ciddi ve hayati riskler oluşturabileceğini ifade etti.

ZORLU SAFRA TAŞI VAKALARINDA LAZER DESTEKLİ TEDAVİ

Safra taşı tanısında; muayene bulgularının yanı sıra kan ve idrar tetkikleri, ultrasonografi, gerekli durumlarda bilgisayarlı tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Çakmak, tedavi sürecine ilişkin de bilgi verdi. Safra kesesi hastalıklarının tedavisinde en sık tercih edilen yöntemin laparoskopik cerrahi olduğunu belirten Çakmak, safra kesesi ameliyatlarının çok küçük bir bölümünün açık cerrahi ile gerçekleştirildiğini söyledi.

Safra kanalına taş düşmesi durumunda ERCP yöntemiyle ağızdan girilerek endoskopik olarak taşların çıkarılmaya çalışıldığını aktaran Çakmak, bazı zorlu taşların bu yöntemle çıkarılamayabildiğini ifade etti. Son yıllarda geliştirilen kolanjioskop cihazının bu noktada önemli bir avantaj sağladığını belirten Çakmak, ucu yaklaşık bir milimetre çapında kamera bulunan bu sistem sayesinde safra yollarının doğrudan görüntülenebildiğini ve zorlu taşların lazerle kırılarak çıkarılabildiğini söyledi.

gastroentereroloji-doc-dr-erol-cakmak.jpg

Bu yöntemle hastaların daha büyük ve riskli ameliyatlardan korunabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakmak, aynı zamanda safra ve pankreas kanallarındaki darlıkların, şüpheli lezyonların ve tümörlerin doğrudan görüntülenebildiğini, tanı amacıyla biyopsi alınabildiğini de sözlerine ekledi.

Kaynak:Adem Sabit Nalbant

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.