Gençlere yönlendirici olmak

ÖNLERİNDE ÖRNEK OLACAK HAYAT YAŞANARAK DAHA İYİ ÖĞRETİLİR.

Bunun ilk durağı Ailedir…

Anne, Babalar

İnsanımızı insan yapan değerlerin yetişmekte olan nesillere aktarmanın, bir görev olduğunun şuuru ve bilinci içerisinde olmalıyız. Bugün bazen yaşandığı gibi azıcık tahsil hayatı sözde eğitim ve öğretim ile tanışan nesillerin; kendi ailelerini, kendi çevrelerini, küçük gördüklerini unutmamalıyız. Almış oldukları tahsilin, kendilerinde bir ayrıcalık yarattığını sanarak ailelerinden ve çevrelerinden uzaklaşmalarını görmekteyiz. Bunları, ibretle izleyerek gerekli tedbirleri almalıyız. Ondan sonra yolunu kaybetmiş adamlar, yahut kontrolünü kaybetmiş arabalar misali yoldan çıkmalarının önüne geçmeliyiz. Bunlar gözden kaçıyor gibi olsa da; öğretim ve eğitim eksikliğinden, ya da yanlış uygulamaların gözlerinin önünde yapılmasından kaynaklanan sonuçlardır.

Hayatın gerçekliğinden; huzurevleri, böyle eğitim almış insanların; anne ve babaları ile doludur... Böyle bir durum ile karşılaşacak çocuğunuz, yarın sizleri de yaşlılığınızda huzur evlerine emanet edecektir. Kaçınılmaz sonuçtur…

İlerleyen zamanlarda istediği bir eşyayı almadığı için; Annesini tartaklayan nesilleri hep göreceğiz... Ailesi ile kavga eden gençleri...

Bugün annenin annesine, babanın annesine emanet edilen çocuklar güven içerisinde büyüseler de, gelecekte bakıcıya emanet edilen veya kreşlere bırakılan çocukların hangi sevgi ile büyüdüklerini onlar, hayata atıldıkları zaman bizzat yaşanarak öğrenilecektir. Çünkü büyük annelere emanet edilen çocuklar sevgi yumağı ile büyümektedirler.

Bizim memleketimizde ise; MEB, bünyesindeki, şu anda yapılan Rehberlik çalışmasında bugün çoğu kişiler, Daha sınıflardaki çocukları bile tanımıyorlar. Kısacası iş olsun, diye; O, görevi yapmaktadırlar. Para veya maaş alınan bir memuriyet algısı oluşmuş...

Halbuki sıcak bir ilgi, söylenecek tatlı bir söz, herhangi bir şeyi paylaşmak bile; o çocuğu kazanmak için yeterli olmaktadır. Çocuğa ismi ile bile, hitab etmenin kıymetini bilen insanlar yetiştirmeliyiz. Hele o yaşlarda çocuğun ailesinden uzaklaşma gibi bir durumun olduğunu da, hatırlarsak; rehberlik eden kişinin önemi biraz daha ortaya çıkmaktadır. Bence orta öğretimde verilen dersler kadar, rehberlik dersleri de; o kadar önemlidir....

Ayrıca, Topluma, rehberlik edebilecek, yol gösterici olacak, kanaat önderi gibi, akil ve arif, kaliteli elemanların olması ve sosyal hayatta uygulama yapması önemlidir. Amacımız insan yetiştirmektir, insan kazanmaktır. Birinci önceliğimiz bu olduğuna göre; hangi alanda olursa olsun; önce insana ihtiyacımız vardır. Sosyal hayatı omuzlayanaların bu gerçeği görmeleri gerekir...

İnsanlar varlıklı, varlıksız, eğitimli, eğitimsiz, fakir, zengin, ayrımları yapılmadan; ilgi alanı içerisinde yer almalıdır. Muhatabı olan insanın rütbesi, sosyal durumu, mesleği, isminin önündeki kimlik artırıcı vasıfları, ne kadar önemli ise; onun önce insan olması ve insani değerlere sahip çıkması da; o kadar önemlidir. Sağlıklı toplum, ancak o zaman vardır, diyebiliriz. Bu konuda, İnsanlara eşit yaklaşmak zorundayız. Farklı yaklaşımlar, bizi başarısızlığa iter. Adam seçmek gibi, bir hastalığa düşürür...

Bugün bazı yol göstericiler, kanaat önderleri, böyle amaçla yola çıkmış yapılanmalar; ''ye kürküm ye'' örneğinde olduğu gibi; parası, malı, makamı, zenginliği olan insanları; ilgi alanlarına eklemektedirler. Tamamen yanlış bir yaklaşımdır. Bugün sokaklar, çaresiz insanlar ile doludur. Vakıflar, dernekler, bu gerçekleri görmek zorundadır... İnsanları sokaklar doğurmaz. Sokakların malı da asla olmamalıdır...

İnsanların;

Ne öğretim yıllarında, ne de, yetiştiği bu süreç içerisinde; kendisi Manevi eğitim ile tanışmamış olması, ayrı bir eksikliktir. Yoksa bugün en ünlü üniversiteleri bitirmiş insanların; tüm yanlış işlerde olması; ne ile açıklanır. Okullarında kendilerine öğretilen dini terimlerden uzak bir konumdadırlar.

Eğitim süresi boyunca; Okullardaki verilen eğitim, öğretim bu yanlış işleri yapmasını engellememiştir. Sosyal hayatta yol gösteren birileri ile de; irtibat kuramayan bu insanlar; kaçakçılık, vergi kaçırmak, hırsızlık gibi, cinayet, vatan hainliği, suçları rahatlıkla istemektedirler. Çünkü, vicdanı sorgulama ortadan kalkmıştır. Artık, onu kontrol edecek, bir sigorta yok gibidir.

Bugün ortaöğretimde müfredat içerisinde; o kadar gereksiz konular vardır ki; çocuğa yetişkinlik hayatında pratikte hiç faydası olmayan şeylerdir.

Günlük hayatı ıskalayan bir eğitim, öğretimden sürecinden geçen birey; hayata bir yabancı gibi atılmaktadır. Uyumsuzluk, zamanla; toplumdan kaçışı körükleyebilir.

Bu özellikler ile, yetiştirilmeyen gençler; son günlerde olduğu gibi, kontrolsüz grupların ellerine düşeceklerdir. Bu olay da göstermektedir ki; Orta öğrenim konumundaki gençlerle irtibatımız yoktur. Yahut, yeterli değildir. O kadar paralar harcayarak yaptırdığımız okullardan, Devletimize düşman insanlar yetişiyor ise; bunun üzerinde düşünmek gerekir. Devlet eli ile; bu çocukları yanlış yönlendiren öğretmenlere ve idarecilere sahibiz. O insanlara, Kendi Vatanına, Devletine, Milli ve Manevi değerlerine hakaret etsinler diye mi, maaş veriyoruz? O, çocukları zehirlenmeleri için mi, Devletin okullarından mezun ediyoruz? Birilerinin bu sorulara ciddi cevaplar bulması gerekir. Kendi değerlerine bu kadar yabancı yetiştirmek için; Devlet eli ile, bu kadar yaptırım yapmamız ve bu yatırımlardan sonuç alamamamız düşündürücü... Aynı zamanda kahredici bir olaydır... Yönetenlerin kulakları çınlasın...

Devlet kurumları aracılığı ile, Vatana ve Milletine bağlı olmayan insan yetiştirmek...

Bu aksaklıkları görmek ve de gidermek, Devlet yöneticisi konumundaki herkes için bir görevdir. Hatta yanlışa giden yolları engellemek de bir görevdir. Bu görevi iyi algılayarak, tek amacımızın kaliteli ve Vatanını, Milletini seven, İnancına, Değer yargılarına sahip çıkan, nesiller yetiştirmek olduğunu ezber etmeliyiz. Tüm geleceğin bu ilkelerle yetişmiş bir neslin elinden geçeceğini unutmayalım. Amacımız bu olmaz ise; yaptığımız ve yapacağımız yatırımlarla elde edeceğimiz sonuçlar bizi memnun etmeyecektir. Kendi silahımızla, kendimizi vurmak gibi, bir şeydir. Allah, doğru kararlar alarak, doğru işler yapmayı nasip eylesin...

O nedenle öğretmen yetiştiren kurumlar çok önemlidir. Her insanı öğretmen olarak atamak, başka bir yanlıştır...

Bugün gençliğimiz tüm değer yargılarımıza arkasını dönmüştür. Hatta alay etmektedir. Bilgi olarak da beyinlerinde yer almamaktadır. Bir nevi kendilerine bazı yerlerde ve zamanlarda verilen bu bilgileri kusmuşlardır. Batı kültürü ve yaşama biçimi, hayat tarzı, çoğunu esir almış gibi gözükmektedir...

Nesillerimizi en güzel şekilde yetiştirecek; metot , müfredat, uygulama, plan, proje, saha, çalışmaları bizi beklemektedir... Haydi bakalım...

Bu sadece yazılarda belgelerde kalmamalıdır. Hayatın tam içerisinde uygulanabilir olmalıdır. Gerekirse bu uygulamalar ders saatlerinde yapılmalı, görsel eğitimle refleks haline dönüştürülmelidir. Vesselam

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Orhan Arslan Arşivi

Medyanın gücü

29 Aralık 2025 Pazartesi 09:49

Gelecek neslimiz KYK yurtları

23 Aralık 2025 Salı 09:14

Emeklilere zam asgari ücret beklentisi

10 Aralık 2025 Çarşamba 09:12

Tarihimiz bize ne anlatıyor

03 Aralık 2025 Çarşamba 09:22

Hayata Dair

21 Kasım 2025 Cuma 09:29

Okumak bilgi edinmek

10 Kasım 2025 Pazartesi 09:12