Necmettin Mermer


Allah Rızası!! ! İle Rekabet Etmek. Verilmeyen Madalyalar…

Kendi ürünleri cilalı boyalı sınava hazırlık kaynaklarını da vererek birde oradan çarpıyorlardı.


AK Parti iktidarının 7 Şubat, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz sürecinden önceki Fetö'ye bağlı olmayan, onların karşısındaki kurumların on binlerce çalışanı, sahibi ve işletmecilerinin mücadele sürecini içerir bir dönemden bahsedeceğim. Fetö'nün AK Parti ile el ele, kol kola olduğu 10 yılı aşkın süreçte bizlerin yaşadıkları, çektiği çileler ve gördüğümüz zulümlerin özeti denebilecek bir zaman dilimi.

Şehirden, ilçelerden, özellikle köy ve mezralardan devşirdikleri saf ve temiz çocukları, onların kalacağı yurtlara sahip oldukları için hem yurtlarına hem de dershanelerine kaydediyor ve peşinden gazetelerine, dergilerine abone yaparak başka seçeneği olmayan ve buna ister istemez razı olan ebeveynlerine acımasız fatura çıkarıyorlardı.

Aklını kiraya vermiş, çoğu atanamamış, kendilerine mensup mezun çocukları 3 kuruşa çalıştırıp çoğu zaman SGK primini bile yatırmıyorlardı. Kendi ürünleri cilalı boyalı sınava hazırlık kaynaklarını da vererek birde oradan çarpıyorlardı.

Rakipleri olan dershaneler ise piyasanın en iyi hocalarına istedikleri maaşları vererek, kaynaklara ciddi paralar ödeyerek, vergi, stopaj, SGK primi derken seneyi uc-ucuna zor getiriyorlardı.

Daha olmadı, kendilerine mensup bakanlık ve ilköğretim müfettişlerinin teftişine tabi tutuyorlardı. O müfettişler eliyle rakip kurumları hizaya çekiyorlardı

Gittikleri her yerde oranın zengin ve hatırlı kişilerinden mütevelli heyet oluşturup onlarında etinden, sütünden, derisinden faydalanıyor, birer militan gibi kullanıyorlardı. Azad kabul etmez köle misali faydalandıkları bu hatırlı kişilerin imkan, nüfus ve çevrelerini de tepe tepe kullanmaktan çekinmiyorlardı.

Himmet toplantıları yaparak sözde "Allah rızası" için yardımlar topluyorlar, toplumu sülük gibi emiyorlardı. Yaptıkları her şeyin adını Allah Rızası koyuyorlar, rakip kurumları haşa "Allah Rızası" ile rekabet etmek zorunda bırakıyorlardı. Sonucu belli bir maç misali debelenip duruyorduk.

Okullardaki örgüt elemanları yardımıyla en gözde, en hazır, en çok ses getirecek öğrencileri kapıp, sadece onlarla ilgilenip diğer çocuklara ikinci sınıf insan muamelesi yapıyorlar, o başarılı ve zaten mutlaka kazanacak olan öğrencilerle reklam yaparak rakiplerini bir kez daha eziyorlardı.

Eski bir dostun ifadesi aynen şöyle;

"Fetö namıyla meşhur meş'um yapıyla bıkmadan ve sürekli cehdeden ilk kurumsal yapılar onların dışında kalan dershanelerdir. O dershaneler olmasaydı gidecek alternatif yeri olmayan bu ülkenin çocukları sınav hazırlığı için onların "dershane tezgahına" mecbur kalacaktı. Şimdi ise devlet kurumlarında daha çok soruşturma, daha çok ihraç, daha çok firari olacaktı.

Daha çoğu az kılan eski yeni tüm fedakar dershaneci arkadaşlar o değirmene su taşıyan yola bend oldu. Mücadeleyi başlatan bu çalışkan neferlerin her birine madalya takılsa yeridir. Bir de yeri midir kestiremedim, bu topraklar Ferid Kam rubaisi ile yoğrulmuş sanıyorum.

“Sağlığında nice ehl-i hünerin

Bir tutam tuz bile yoktur aşına

Öldürüp evvel ânı açlıktan

Sonra bir türbe dikerler başına”

Bütün bunları görüp yaşayan biri olarak yazdıklarım, yaşadıklarımın sadece özeti sayılır. Dostun deyimiyle o günlerde bu terör örgütüne direnen, mücadele edip karşılarında dimdik duran her ferdin birer madalya hakkettiğini düşünüyorum.

Bir arkadaşıma şunu demiştim. Bunlara bırak Müslüman demeyi, insan demek, gaflet gerektirir. Rabbim bu aşağılık örgüte tekrar fırsat vermesin inşallah.

Saygılarımla…