Erdem Tahıllıoğlu


Camilerimiz ve Önemi


Merhaba sevgili okurlarım. Bugün ?cami?ye dikkat çekeceğiz.  Secde edilen yer, namazgâh, cami yerine kullanılan namaz yeri. Aşırı saygı göstermek, alnını yere koymak, baş eğmek, eğilmek anlamlarına gelen "sücûd" masdarından yer ismi. Çoğulu "mesâcid" mescitlerin büyüğüne "cami" denir. Çoğulu "cevâmi´´dir. Cami; toplayan toplayıcı demektir. Beş vakit namazda cuma ve bayram namazlarında mü´minleri bir araya topladığı için bu isim verilmiştir. İbadet edilen yer, tapınak anlamında "ma´bed" ve çoğulu "meâbid" de kullanılır. Türkler Anadoluda, ibadethanelerin büyük yapıda olanlarına "cami" küçüklerine ise "mescit" adını vermişlerdir.

Yeryüzünde kurulan ilk mescit Kâbe-i Muazzama´dır. Allahu Teâlâ şöyle buyurur: "İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev Mekke´de bulunan mübarek ve âlemler için bir hidayet kaynağı olan Kâbedir" (Âl-i İmran, 3/96).

Ebû Zerr (r.a)´den rivayete göre, şöyle demiştir: Resulullah (s.a.s)´a, yeryüzünde ilk defa hangi mescidin tesis edildiğini sordum. Cevap olarak; "mescid-i Haram" buyurdu. Bundan sonra hangisi inşa olundu, dedim Mescid-i Aksâ" buyurdu. İkisinin inşası arasında ne kadar süre bulunduğunu sordum. "Kırk yıl" cevabını verdi. Bundan sonra da, Allah´ın elçisi şöyle buyurdu: "Ey Ebû Zerr! Namaz vakti nerede girerse, namazını orada kıl. Namazın fazileti, vaktinde kılınmasıdır" (Buhârî, Enbiyâ, 10, 40; Müslim, Mesacid, 1,2).

Allah´ın elçisi üç mesciti ziyaret ve orada ibadet için yolculuk yapılabileceğini belirtmiştir. "Ancak şu üç mescit için yolculuk yapılabilir: Mescid Haram, benim şu mescidim (Mescidi Nebevi) ve Mescid-i Aksa" (Buhârî, Mescid-i Mekke, I, 6, Sayd, 26, Savm, 67; Müslim, Hacc, 415, 511-513; Ebû Dâvud, Menâsik, 94; Tirmizi, Salat, 126). Bu üç mescitte yapılacak ibadetin, başka mescitlerde yapılacak olandan üstünlüğünü bildiren çeşitli hadis-i şerifler nakledilmiştir (bk. Buharî, Mescid-i Mekke, 1; Müslim, Hacc, 505-510; Tirmizi, Mevâkit, 126, Menâkıb, 67; Nesaî, Mesâcid, 4, 7, Menâsik, 124).

Mescitler, başlangıçta ibadet yeri, ilim müessesesi, kaza dairesi (mahkeme), ordu karargâhı, elçilerin kabul edildiği bir makam ve hatta gerektiğinde hapishane olarak kullanılmıştır. Mescitler son zamanlara kadar, ibadet yeri olarak görev yapmanın yanı sıra, eğitim-öğretim faaliyetlerinin de icra edildiği bir yer olmuştur. Mescitlerde göze çarpan yapı unsurları olarak şunlar sıralanabilir: Mihrab, minber, vaaz kürsüsü, padişahların yaptıkları mescitlerde hünkâr mahfili, müezzinlerin namaz sırasında oturduğu müezzin mahfili, son cemaat mahalli, minare, imam ve müezzin odaları, hükümdarlara yapılabilecek suikastleri engellemek için inşa edilen maksûre, şadırvan ve avlu, gasilhane ve tuvaletler, son olarak da Kur´an okutmaya yarayan ve kurs binası niteliği taşıyan bölmeler.

Kur´ân-ı Kerim´de bir ayette, mescitleri yapacak olanlarda dört ana vasfın arandığı görülmektedir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Allah´ın mescitlerini, ancak Allah´a ve ahiret gününe inanan, namazı gereği üzere kılan, zekâtı veren ve Allah´tan başka kimseden korkmayanlar imâr eder. İşte bunların doğru yolda olup başarıya ulaşacakları umulur" (et-Tevbe, 9/8).

Mescitlere ait hükümler

Mescitler Allahu Teâlâ´ya ibadet amacıyla yapıldığı için büyük bir şerefe sahiptir. Bu yüzden her mescite "Beytullah (Allah´ın evi)" denir. Bir mescit kıyamete kadar mescittir. Mescite saygısızlık veya tecavüz, Allahu Teâlâ´nın hukukuna tecavüz anlamı taşıyacağı için uhrevî sorumluluğu gerektirir.

Bir mescitin içi ve arsası mescit olduğu gibi gökyüzüne kadar üstü de mescit hükmündedir. Bu yüzden mescitte yapılması mekruh olan şeyin, üstünde yapılması da mekruh olur. Mescidlerin araya yol girmeyen çevresi de (finâ-ı mescid) namaz konusunda mescit hükmündedir. Fakat başka konularda mescit hükmünde değildir. Bu nedenle, oralardan geçip gitmek veya oraya abdestsiz girmek caizdir.

Bir kimsenin kendi mahallesi veya köyü camiinde namaz kılması daha faziletlidir. Ancak imamının daha salih ve daha fakih olması bir tercih sebebidir. Bu konuda Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi´de ayrı bir üstünlük vardır.

Bir mescit, cemaata dar gelmeye başlamışsa yanlarından arsa satın alarak genişletilebilir. Arsa sahipleri razı olmasa da bedeli ödenerek alınabilir. Çünkü buna toplumun ihtiyacı vardır.

Bir kimse, Allah rızası için yaptırdığı bir mescitin idaresine, tamir, tefriş ve aydınlatılmasına ve ehilse imamlık veya müezzinliğine başkalarından daha fazla hak sahibidir. Kendisinden sonra ehil olan çocukları ve aşireti de başkalarından önde gelir.

Haftaya görüşmek üzere Allah´a emanet olun?