Muzaffer Karadağ


Evlerde Huzur Değil, Kavga Var

Evlerde Huzur Değil, Kavga Var


Anne- babalar;  şaşkın, üzgün, ümitsiz, çaresiz durumdalar.

Evlerde;  tartışma, kavga, hüzün, huzursuzluk var, huzur, mutluluk yok.

Çocuklar; zorluklara, zahmetlere, yokluklara, güçlüklere katlanamıyorlar.

Çocuklarda; sorumluluk duygusu, özdenetim-içdisiplin, sınırlar, kurallar, sabır, sebat, yılmazlık yok.

Çocuklar, ailelerinin tüm desteklerine rağmen ders çalış(a)mıyor, kitap okumuyorlar.

Çocuklar; tablet, telefon, bilgisayar, televizyonu terk edemiyorlar, tüm zamanları bunlarla geçiyor. Sosyal medya, sanal oyun… ağır bağımlılık halindeler.

Biz bu duruma nasıl geldik?

Eskiden çocuklar erken yaşlarda ailenin her işine yardım ederek büyürlerdi. Köyde, kasabada tarlada, bahçede çalışırlar, hayvanları otlatırlar, şehirlerde çıraklık yaparlardı. Yaz tatillerinde uzun dönemli çıraklıklarla kendi ihtiyaçları için para kazanır, bir mesleği ustasından öğrenir, daha önemlisi hayatı öğrenirlerdi. İnsan ilişkilerini, bilgilerini, becerilerini, yeteneklerini geliştirirlerdi. Her anlamda güçlü olarak yetişirlerdi.

Çekirdek aileye dönüşünce devreye anneler girdi;

‘Aman ben çocuğuma KIYAMAM:

Ben çektim, çocuğum çekmesin,

Ben görmedim, çocuğum görsün,

Ben yapamadım, çocuğum yapsın,

Ben yaşamadım, çocuğum yaşasın,

Ben üzüldüm, çocuğum üzülmesin,

Çocuğumun psikolojisi bozulmasın,

Çocuğum hep mutlu olsun…’

Diye diye çocuklarının her dediğini yaparak, her istediğini alarak, onların yapması gereken her işini onların yerine yaparak; çocuklarını konforla zehirlediler, güçsüzleştirdiler, tembelleştirdirler, zayıf karakterli, şahsiyeti gelişmemiş, beceriksiz, yeteneksiz insanlar haline getirdiler. Kendi geçmişleri yüzünden, hırslarını çocukları üzerinden gerçekleştirmeye çalışan anne-babalar, çocuklarını da kaybettiler.

Çocuklar pasifliği (tembelliği) onlara öğrettiğiniz ölçüde pasif olurlar. Çocuğun pasif olmasının temel nedeni ayrıcalıklı bir tavır ve özel muamele, ihtimamla büyütülmüş olmalarıdır. Bu tür çocuklar başkalarının onlara hizmet etmesini hak ettiklerini düşünürler. İhtiyaçlarını ve isteklerini başkalarının karşılamasını beklerler ve elde etiklerinde minnet bile duymazlar. Gelecek onları hiç endişelendirmez ve sorumluluk duyguları hiç gelişmemiştir. Çocukları tembelliğe (pasifliğe) alıştıran onların yapması gereken her işi yapan anne, babalarıdır.

ANNE-BABALAR, ÇOCUKLARINI AİLENİN CEFASINDAN UZAK TUTUP, SADECE REFAHINA ORTAK EDİYORLAR. Ailenin sadece refahına ortak edilen çocuklar sorumsuz, pısırık, beceriksiz, güçsüz, zorluklar karşısında hemen pes eden, sadece tüketici oluyor. Eğitim, çocukları hazların, heveslerin, bağımlılıkların tuzağından kurtarıp, doyumu erteleyebilerek özgürleştirmektir. Çocukların kendilerini kontrol edebilmesini sağlayıp içdisiplin-özdenetim becerilerine ulaştırmaktır. Sürekli sizden yardım isteyen çocuğunuza: ‘’özür dilerim ama bu senin sorumluluğun. Umarım sorununu çözersin, umarım başarırsın. Ancak, çabalarsan deneyip, çaba gösterdiğin için sana adım ederim, birlikte ne yapabiliriz bir bakalım’’ demelisiniz.

Konfor altında potansiyel gerçekleşmez. Çocuk, konfor içinde gelişemez. Zihnimiz ve bedenimiz uyarılıp, zorlanmazsa küçülür. Sorun varsa beyin ayılıyor, çözüm için uyarılıyor, harekete geçiyor. Konfor bizi çürütür. Başarı disiplin ister, gerçek özgürlük disiplinle başlar. Hayatta sadece disiplinli olanlar özgürdür. Disiplininiz yoksa eğer hazların, heveslerin kölesi olursunuz. Disiplinin amacı çocukların içsel becerilerini, yeteneklerini geliştirip, irade gücü kazandırmaktır. Şahsiyetli, güçlü, zorluklarla başedebilen çocuklar yetiştirmenin yolu disiplinle başalar.

Çocuklara sınırları ve kuralları öğretmezsek, hayatın hem olumlu hem olumsuz yönlerini kaybederler. Ders çalışacak, yararlı işler yapacak motivasyonuna sahip olamazlar. Tembellikten ve sorumsuzluktan çekinmezler. İyi hasletleri, gerçekleri kaybeder, kötü olanı içselleştirirler. Ebeveynler, çocuklara ellerindekini sınırlar, kurallar olmaksızın verirlerse; çocuklar kendilerini ayrıcalıklı hissederler. Bencil, aşırı talepkar ve kibirli olurlar. Zamanla nankörleşirler, hazların, heveslerin kölesi olup, bağımlılaşırlar.

Çocukları kendi hayatlarının kontrolünü elinde bulunduracakları şekilde mantıklı, tutarlı, dengeli, anlaşılır, sert çıkmadan, ayıplamadan, utandırmadan, korkutmadan, sınırlar ve kurallar koyarak yetiştirirsek hazların, heveslerin tuzağından uzaklaşıp Özgürleşmesini sağlamış oluruz ve yaşam başarısını gerçekleştirmesini temin etmiş oluruz. Hayata avantajlı başlamış olurlar. Çocuklara kendi yaşamlarını kontrol edebilmeleri için önce kendilerini kontrol etmeyi öğretmemiz gerekir. Böylece içdisiplin, özdenetim gerçekleşir, çocuklar özgürleşirler, yaşamlarına hükmedebilirler.

KENDİNE EREMEYEN, NEREYE VARABİLİR Kİ…



Ahmet Torun
26.12.2021 16:26:18
Hocam sizinde tesbit ettiğiniz gibi aileler biraz ağır olsa da kendi ezikliklerinin intikamını adeta çocuklarından alıyorlar. Bundan 50 yıl önce Anadolu'da özellikle şehirlerde aileler çocuklarına eğitim için daha fazla imkan sunuyordu ve o çocuklarda çoğunluğu günün şartlarına göre oldukça yaramazlık yaparak ailelerinin fedakarlığın adeta suistimal ediyorlardı ve belli bir yaşa gelince ailenin desteği ile ya ticaret yapıyor yada küçük ve orta ölçekte işçi memur oluyorlardı sıkıntıları olmadığı için fazla bir problem olmuyordu kırsal kesimde ise eğitime biraz daha kurtuluş olarak kısıtlı imkanlara rağmen eğitim seviyesi daha yüksekti tabi bu arada batıda ve büyük illerdeki şehirli çocuklar ailelerinin konuya vakıf olmalarından dolayı zoraki da olsa eğitimi üst seviyede alıp ülke üzerinde söz sahibi olabiliyordu bu halen geçerli bir durum. Bugün Anadolu'daki aileler ailelerinin kendilerine sunduğu imkandan daha azını çocuklarına sunmalarını rağmen orta ve ileri yaşta edindikleri tecrübelerden dolayı çocuklarına yükleniyor ancak çocuklarına anne baba değilde arkadaş olup maddi imkan sağlayarak işi çözeceğini sanıyorlar naçizane benim kanaatim bizim kuşağımız ne keyfimizden vaz geçtik nede çocuklarımıza koyduğumuz hedeften vaz geçtik dershaneye gönderip defter kitap elbise alınca çocuklarımızı başı boş bıraktık çocuklara yanlış alanı biz açtık burada bir suç varsa ki var en az yetmiş ailelerde otuz çocuklarda. Yapacağımız tek şey sizin gibi iyi eğitimcilerin telkinlerini dinleyip uygulamak.Hocam saygılar iyiki varsınız.