Erdem Tahıllıoğlu


İman Akıntıya Karşı Yüzmek Gibidir


?Doğru imana sahip olmanın şartları nelerdir?? sorusuna verilecek cevap; ?Allah´ın, kayıtsız şartsız, şeksiz şüphesiz iman etmemizi istediği hususlara, gene O´nun istediği şekilde iman etmemizdir; kendi nefsimiz veya aklımız veya çevremize göre değil? olacaktır.

 Bunları kısaca açıklayacak olursak;

Allah´a iman: Allah´ın varlığına, birliğine ve bütün isim ve sıfatlarına iman etmek.

Ahiret gününe iman: Biz insanların (ve cinlerin) Allah´ın mutlaka geleceğini inzar ettiği kıyamet sonrası, kainatın bildiğimiz şeklinden farklılaşacağına, ahiret nizamının kurulacağına, burada da herkesin hesap verip;

- Mümin ve Salih amelleri günahlarından çok olanların, direk ebedi Cennete,

- Mümin ve Günahları çok olanların, şayet Allah´ın özel affına mazhar olmazlar ise, önce cezalarını çekmek için Cehenneme sonra da ebedi Cennete,

- Günümüz için İslam´dan haberdar olup, Allah´ın emrettiği şekilde iman etmeyenlerin, tereddüt edenlerin de amellerine bakılmaksızın ebedi Cehenneme gideceğine iman etmek. 

Peygamberlere iman: Hazret-i Âdem´den itibaren son Peygamber Hazret-i Muhammed´e kadar, bildiğimiz ve bilmediğimiz, gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin varlığına ve onların Allah´ın elçileri ve özel kulları olduklarına iman etmek.

Kitaplara iman: Allah´ın insanlara, iman hakikatlerini ve şeriatını bildirmek için değişik zaman ve toplumlara farklı farklı Kitaplar inzal ettiğine, son olarak da bütün Kitapları nesh eden ve şeriatı kıyamete kadar geçerli olan Kuran-ı Kerim´e ve onun lafzının Allah tarafından korunduğuna iman etmek.

Meleklere iman: Allah´ın büyük-küçük hiçbir işte ortağa, yardımcıya ihtiyacı olmamasına rağmen, kendisini tesbih, tekbir, tahmid etsinler ve hikmetine binaen O´nun emriyle, O´nun kainattaki sonsuz işlerini takip etsinler diye var ettiği, nurdan yaratılmış, bizden farklı boyutta olan Meleklere iman etmek.

Kadere iman: Kaderin Allah´ın bir zorlaması değil, bir ilmi olduğuna, Allah´ın zamansız ve mekansız olması sebebiyle O´nun olmuş, olan ve olacak her şeyi bilip kaydettiğine, O izin vermeden veya bilgisi dışında ağaçtan bir yaprak dahi düşmeyeceğine iman etmektir.

Cenab-ı Hak belki başlangıçta bu altı adet erkân-ı imaniyeye, iman esasına olduğu gibi iman etmemizi istemektedir ancak kesinlikle bu imanımızı da nefes alıp verdiğimiz her an arttırmamızı beklemektedir.

Çünkü iman akıntıya karşı yüzmek gibidir; şayet ?Biraz durayım? desek bizi alır gerisin geri götürür.

Onun için bize düşen;

Her gün, ama her gün! Mutlaka Kuran okumak, tefsirlerle manasının derinliklerine girmek, imanımızı arttırıcı alimlerin eserlerini izlemek, iman arttırıcı sohbetlere katılmak, internetteki sohbetleri takip etmek, ibadetlerimizi aksatmadan yapmak, Allah´ın koyduğu helal-haram dengesini gözetmek ve tabi ki Allah´a bolca tövbe istiğfar edip ondan yardım istemek.

Boş iş ve insanlardan uzak durup, bunları yapan bir insan, kısa zamanda Allah´ın da yardımıyla tahkiki imanın basamaklarını hızla çıkmaya başlayacaktır; tereddüdünüz olmasın çünkü vaad Allah´ındır, O da vaadinden asla dönmez!