Erdem Tahıllıoğlu


Küçüklerimize Şefkat Etmeyen Bizden Değildir


Merhaba sevgili dostlar. Dün Cuma hutbesinde Mevlid Haftası´nın bu yıl ki teması olan ?Peygamberimiz ve Çocuk? konusuna dikkat çekildi. Rahmet elçisi; ?Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.? buyuruyor.  Bizler de bugün yazımızda Peygamber Efendimizin çocuklarına nasıl davrandığına dikkat çekmeye çalışacağız.

Hz. Peygamber (sav) de çocuklara karşı izhâr edilecek şefkat ve sevgi üzerinde ısrarla durur, şiddetle buna teşvîk eder:

?Küçüklerimize şefkat etmeyen ... bizden değildir.? (Müstedrek, 1, 62, Ebû Dâvûd, Edeb 66)  ?Çocuklarınızı çok öpün, zîrâ her öpücük için size cennette bir derece verilir ki, iki derece arasında beş yüz yıllık mesâfe mevcuttur. Öpücüklerinizi sayarlar ve sizin için yazarlar.? (Zeyd İbnu Ali İbni Huseyn İbni Ali İbni Ebî Tâlib, Müsnedu Zeyd İbnu Ali, Lübnan, 1966, s. 505 )

Efendimiz aleyhisalâtu vesselam, kendi yakınlarına karşı çok müşfik davranmış, çocuklarını, torunlarını ve diğer yakınlarını yeri geldikçe öpmüştür. Bu sebeple Hz. Enes, Aleyhissâlâtu vesselam´ı: ?İyâline karşı insanların en şefkatlisi? olarak tavsîf etmiştir.

Hemen belirtmeliyiz ki, onun çocuklara olan sevgisi, kalpte kalan, izhâr edilmeyen bir sevgi olmayıp, fiile dökülen, başkalarınca görülen, çocuklar tarafından hissedilen ve fiilen yaşanan bir sevgidir. Yani Aleyhissalâtu vesselam rûhunun derûnunda beslediği samîmî duygularını "öpmek, kucaklamak, dizine oturtmak, başından okşamak, şakalar yapmak: dil çıkarmak, saçından tutmak, isim takmak, yüzüne ağzından su püskürtmek; ikramda bulunmak, selam vermek, selamlarını almak, omuzuna almak, sırtına bindirmek, göğsüne çıkarmak, çocuksu konuşma ve telaffuzla hitâp etmek, bineğine almak gibi..." çeşitli yollarla fiile dökmüştür. Bu nevî sevgi ve şefkat izhârlarını, Resûlullah (asv), sâdece kendine yakın olan çocuklara değil, bütün çocuklara yapardı. Bu sebeple yine Hz. Enes´ten gelen bir rivâyete göre ?Aleyhissalâtu vesselam, insanlar arasında, çocuklara en müşfik olan kimseydi.?

Çocuklarını öpmediklerini söyleyen Bedevîlere Hz. Peygamber (sav)´in tepkisi:

?Allah kalplerinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?? demek olmuştur. (Geniş bir tahlil için bk. İbrahim Canan, Hz. Peygamber´in Sünnetinde Terbiye, s. 148-157 )

Hz. Enes´in anlattığına göre, Aleyhissalâtu vesselam, kendisini bir işe gönderir. Fakat aksiliği tutar ?Gitmeyeceğim? diyerek evden ayrılır. Yolda rastladığı bir grup çocukla oyuna takılır. Derken Resûlullah gelip ensesinden yakalar. Dönüp yüzüne bakınca görür ki yakalayan Resûlullah (asv)´dır ve tebessüm ederek: ?Ey Enescik! Sana emrettiğim yere git!? diye tekrar emretmektedir. Ve Enes: ?Gidiyorum? diyerek gider. (Azîmâbâdî, Ebu´t-Tayyib Muhammed, Avnu´l-Ma´bud, Medîne, 1968, 13, 127)

Yani verilen işten çocuğun kaytarması, ciddî takiple önlenmelidir; aksi takdirde bu kötü bir alışkanlık hâline gelebilir.

Nûman İbnu Beşîr anlatıyor: ?Hz. Peygamber´e Tâif üzümünden bir miktar hediye getirilmişti. Beni çağırarak: ?Şu salkımı al, annene götür!? dedi. Aldım, fakat yolda giderken yedim bitirdim. Birkaç gün sonra (karşılaşmıştık ki sordu): ?Salkımı ne yaptın, annene ulaştırdın mı?? ?Hayır!? dedim. Bunun üzerine beni gunder (vefâsız) diye tesmiye etti.? (İbnu Mâce, Et´ime 61 (3368h.).)

Yani çocuk takip edilecek, verilen işi yerine getirmediyse, bir sûrette hoşnutsuzluk ihsâs edilecek.

Bazı rivâyetler Resûlullah (asv)´ın çocuklara, günün belli saatlerinde dışarı çıkmayı yasakladığı görülmektedir: 

- Öğle sıcağında {Müstedrek, 3, 165 (zayıf)}

- Ve güneşin batmasından (Mecmau´z-Zevâid, 8, 111) akşamın alaca karanlığı çıkıncaya kadar ki vakitte.(Feyzu´l-Kadîr, 1, 180).

Bilhassa dayakla ilgili bazı rivâyetlerden hareketle, çocuk üzerinde, murâkabe edildiği hissinin canlı tutulması gerektiği netîcesi bile çıkarılabilir. Çünkü Hz. Peygamber (sav), değneği ev halkının göreceği bir yere asmayı tavsiye etmektedir:

?Kamçıyı ev halkının göreceği bir yere asın. Zira (böyle yapmak onlar için edebtir.)? (bk. Abdurrezzak, Musannef, 9, 447; es-Sirâcu´l-Münîr, 3, 400/b) 

Bir başka rivâyette: ?Âilen halkından sopayı ref etme (yani görmeyecekleri yere koyma), onları Allah ile korkut.? (Taberânî, Ebu´l-Kasım Süleyman İbnu Ahmed (v. 360 h.), el-Mu´cemu´s-Sağîr, Kahire, 1968, 1, 144; İbnu Hacer el-Askalânî, el-Metâlibu´l-Âliye, Kuveyt, 1973, 2, 82-83) 

?Allah, âilesini te´dîb için evine kamçı asan kişiye rahmetini bol kılsın.? (Feyzu´l-Kadîr, 4, 25 (4428. h.))

Haftaya görüşmek üzere Allah´a emanet olun?