Necmettin Mermer


S.O.S. Help İmdat!!!

S.O.S. Help İmdat!!!


Otoyollar,

Köprüler,

Viyadükler,

Uzay istasyonu gibi hastaneler,

Bölgesinde güç haline gelmiş ülkemiz,

Savunma sanayiinde baş döndüren gelişmeler,

2023’de Doğal Gazın çıkarılıp kullanıma sunulacak olması,

Uzay çalışmaları ve aya gitme hedefinin gerçekleşeceğine olan inancımız,

İlk 10 ekonomi arasına girecek olmamız,

Ülkedeki Yüksek Hızlı Tren ağı, yurdun bir başından diğer başına kadar örümcek ağı gibi saracak olması,

Kanal İstanbul projesi gerçekleşip ülkenin gayri safi milli hasılası istediğimiz noktaya geleceğine olan inancımız,

Yüksek refah seviyesi,

Sağlık sisteminde dünyadaki yerimiz ve dünyanın sağlık merkezi olacak olmamız,

18 yılda yapılan hizmetlerin artarak devam edeceğine olan sonsuz umudumuz,

Kısaca; yapılan hizmetler sayılamayacak kadar fevkalade güzel. Bir o kadarda yapılacaklar var, ona da inanıyoruz. Ama tüm bunlar olurken milletimizin hamuru, mayası, nüvesi olan aile yıkılıyor. Tüm istatistikler aile kurumunun felaket boyutunda çökmeye başladığını gösteriyor. Zaman zaman gezip gördüğümüz Avrupa ülkelerinde duyduğumuz ve tüylerimiz ürpererek dinlediğimiz, tamamen kopmuş, dağılmış aile hikâyeleri, yanı başımızda yaşanırken belki de yarın bir gün en yakınlarımızda yaşanmaya başlarken, ocaklarımıza ateş düşerken yukarıda sayılan tüm güzelliklerin bir anlamı kalır mı?

Feministler, KADEM, Aile Bakanlığı, diziler, filmler aile yapımızı abondene etmiş, kroke durumuna düşürmüş nakavt olmamız an meselesiyken, İstanbul Sözleşmesinin getirdiği yıkım işin tuzu biberi oldu.

Altına imza atıp, şimdi çekildiğimiz sözleşmenin gereğini yerine getirmek için çıkardığımız kanunların hasarı ve yüksek tahrip gücü yüzbinlerce insanımızı büyük acılara gömdü. Buldozer gibi üstümüzden geçti. Öyle kanunlar çıkarıldı ki adeta toplumu suça teşvik etti. Yüzbinlerce mağdurun canhıraş feryadı, milyonlarca sesi kim duyacak merak ediyorum.

Hatta ve hatta bir adım öteye gidersek, kadın konusunda İslam'ın referans alınmasından rahatsızlık duyan, hem de başörtülü milletvekilleri peydah oldu.

Allah aşkına kimse sormaz mı "bu gidiş nereye" diye.

Evin reisi olan erkeği, hanımının ve çocuklarının nezdinde şebeklik sınıfına indirgemek.

Erkeğin izzeti nefsi ile oynayıp, ailenin diğer bireyleri gözünde "sağmal inek" pozisyonuna düşürmek.

Kanun gücüyle sokak köpeği gibi evden atmak, vs. vs.

Maalesef domino taşları gibi, aileler hızla yıkılıyor.

Evlenme zorlaşıp, evlenme oranı sürekli düşerken,

Boşanmalar, evlenme oranının önüne geçmiş. Bu iş en ücra köylerde bile büyük sorun olmaya başladı. 30 yaşına gelmiş ama evlenmeyen 2-3 kızın olduğu evler biliyorum. Senelerdir fellik fellik oğluna kız arayan ana babalar biliyorum. Evlensem, nasıl olsa fazla durmaz geri gider diye evlenmeyen delikanlılar tanıyorum. Önceleri gözünden gözüne inanmayıp, şimdi 3 kızını iş bulup çalışın diye şehre gönderen babalar duyuyorum.

Ailenin kalmadığı bir toplumda, millet olabilme ihtimali yok olur Allah muhafaza.

Bu konuda mücadele veren değerli kanaat önderlerine kulak verilmediği gibi organize olarak mahkemeye verildi.

Kendini yırtarcasına uyaran, yol gösteren insanlara karşı üç maymunu oynadık.

Geri dönülmez bir sürece girdik.

Bu kadarını görmemek, görememek bana pek masum gelmiyordu açıkçası.

Halen umudumu kesmiş değilim, mutlaka telafi etmek adına bir şeyler yapılacak diye bekliyorum ama

"Basra harap olduktan sonra…"

(1 ay önce yazıldı, ama sıra şimdi geldi)

Allah'a emanetsiniz.

Sağlıcakla kalın…



harun göğebakan
23.03.2021 19:02:52
Yine çok güzel noktalara parmak basmışsınız hocam. Kolaylıklar diliyorum...

Nuri Öztürk
1.04.2021 17:42:50
Hocam Allah razı olsun güzel bir yazı olmuş. Manevi ve milli değerlerinden kopuk, her türlü ifsada açık bir Gençlik yetişiyor. Toplum, internet ve tv kaynaklı dehşetli bir ahlaksızlık girdabına kapılmış durumda. Bu konulara da dikkat çekecek yazılarınızı bekliyoruz.