Ülkemizde ne kadar sapık varsa biz yetiştirdik.

Ne kadar hain varsa bizim okullarımızdan mezun oldular.

Ne kadar kahpe varsa,

Ne kadar hırsız, arsız, uğursuz bulunuyorsa bizim eserimiz.

Ne kadar katil,

Ne kadar terörist,

Ne kadar ırz düşmanı,

Ne kadar alçak, düzenbaz, sahtekâr varsa içimizden çıktılar.

Ne kadar deist, ateist, kitapsız varsa ellerinde bizim mezuniyet belgelerimiz var.

Ne kadar başımızı yere eğdiren,

Ne kadar bizi rezil rüsva eden,

Ne kadar yerin yedi kat dibine sokan varsa;

Bizim okullarımızda,

Bizim kitaplarımızı okuyarak yetiştiler.

Bu memlekette;

Bu maksatla açılmış mesela hırsızlık okulu, katillik kursu, hainlik mektebi yok.

Ama

Yüz binlerce hırsız, katil ve hain var.

Hepsi bizim tedrisatımızın mahsulü.

Hem de, elimizde avucumuzda ne varsa yarısını harcadık bu iş için.

Daha da acısı 1947’de Fulbright anlaşmasıyla Amerika'ya teslim ettiğimizden beri bu işin muhasebesini yapan yok,

Ne verip ne alıyoruz umursayan yok.

Biz ne yapıyoruz diye düşünen yok,

Dizlerine vurup, "ticaretim tüm ziyan" diye dövünen yok...

 

 

***

At ile arpayı dövüştürdüler.

Göl ile balığı,

Su ile çiçeği

Renk ile kelebeği.

Kuş ile gökyüzünü,

Düşman ettiler birbirlerine.

Ve

Kadın ile erkeği; rakip edip bitmeyen bir yarışa soktular.

Kerem ile Aslı'yı

Ferhat ile Şirin'i

Leyla ile Mecnun'u

Kavga ettirdiler.

Ne sevgi kaldı,

Ne hürmet,

Ne de ülfet.

Öksüz kaldı sevdalar.

Yetim kaldı şiirler.

Adanmış bestelerin yerini;

Kavga, acı ve pare pare olmuş yürekler aldı.

Allah birbirlerini sevsinler diye yaratmıştı oysa.

Dünyalık uğruna, birbirlerinin Dünyasını yıkmayı seçti kulları.

Adem ile Havva’dan beri iki sevgiliye kıydılar...

Yazık ettiler,

Hem de çok yazık…