Önce kendi duygularım yetim bıraktı beni
Sonra hayallerim yarında öksüz büyüdü
Kendime kızacaktım, nerdeyim bulamadım
Çok sevmekten yoruldum, ben hiç aşk olamadım
Hayatın dövüp de ağlatmadığı şımarık o çocuktum
Ellerimde çamurlar, gözlerimde yağmurlar
Yıldırımın nereye düşeceğini biliyordum ben oysa
Yanmanın lezzetini hamlığı geri koysa
Hep dahası vardı dahasının bilmediği
Üstüste dizilinin en üstünde birer dize
Saklanmadan ebelen kahretsin gölgesinde
Ölümü bekliyorduk, çıkmak için bir düze
Gözlerim, gözlerime değse oldu kördüğüm
Anlatsam anlamıyorum nedir nasıl gördüğüm
Hayalden kozaların içinde yalan gerçek
Söksem uçsa içindeki dört günlük gülmeyecek
Her hikaye başı toprak, altı toprak, sonu toprak
Sevdi mi sararmadan solarmış nice yaprak
Bir kitabın arasında renkli güller bilirler
Severek ölen kullar, anne nasıl dirilirler
'Neden, sorusunu' haketmeyenlere hep tamam dedim
Çalkantılı denizlerde dingindi belki ruhum
Anlamayanlara neyi anlatmayı denersin
Biraz incindi ama olsun, şeytandanmış gururum
Ve şimdi rahmet yağar, şemsiyemi açarım
Siz iğneye ip takarken biz ipe iğne dizdik
Başıma dert açtı gönül, iyilikten kaçarım
Siz sizi seyrederken biz yine aynı bizdik
Gerçi, uçurumun dibinde gül olsan, sümbül olsan
Gölgesinden ne fayda başına taş düşünce
Herkese yüreğini açınca sereserpe
Kimseye doğrulmazmış kalp, kul kendine küsünce
Hüznü bakışlarıma dikmiştim bilmez hepsi
Gel gör ki aynalardan bana bakan neden tersi
Tebessüm kadifeden okşarken kirpiğimi
Unutmakta gelecek bir bir geçmişten bildiğimi
Şimdi sen bana hadi masallar söyle anne
Ben sana gerçekleri söyleyemeden bak
Neden demedin bana
Bulanık dünyanın net gözünden ne çıkar
Sen ör hanı sarayı, bir deli çıkıp yıkar...
Leylifer