Geçen haftaki yazımızda tanıtımım ve korona ile ilgili sohbetten sonra bugün biraz daha duygusal bir sohbetin içinde olacağız.
Yaklaşık 20 gün önce yaşadığımız 16 şehidimizden sonra aynı acıların bir helikopter faciasıyla yaşanarak bu ülkeyi yasa boğan toplam 28 kişinin ocağına ateş düşmesi tarifsiz acılar içinde kıvranırken ben yetkililerden şunu öğrenmek isterim, 13 askeri, yıllar öncesinde kaçırıp 6 yıl nasıl işkenceler nasıl bir hayat yaşattılar acılar içindeyken devletin eli uzanacak kurtulacaklar.
Herkes ailesine kavuşacak böyle mutluluk beklentisi varken alçak PKK terör örgütünün kurbanları oluyorlar. Devletimizin eli kolu bağlı hiçbir matem yaşanmadan toplantılar şakalar ayyuka çıkmış adeta şehitlerimizin kemikleri sızlamıştır.
Buradan yola çıkarak ikinci acımız helikopter faciası yüreklerimizi bir kez daha yakmıştır. Şahsım olarak bunun normal bir düşüş olduğuna inanmıyorum. Eğer kaza ise bu helikopterdeki insanlar hepsi vasıflı ve rütbeli 30 yaşındaki helikopterle neden uçtular. Bir şey olmaz mantığı yaşandıysa bunun sorumluları kimler
Bakanlar tek başına uçarken bunların hepsini bir helikoptere bindirmenin mantığı nedir Şimdi 15 Temmuz’da paşanın yaptığı mücadele anlatılıyor. Peki hala aramızda yetkileriyle donatılmış zebil gibi FETÖ’cüler var. Bunların helikoptere suikast yapmadıklarını, nerden bileceğiz. Tedbiri alması gereken devletimiz değil mi Tesadüflerle yaşayarak bu milletin acısını dindirmeye çalışmak abesle iştigal değil de nedir
Bu düşüncelerle ilerlediğimiz günlerde başka olayların olmayacağının Allah korusun garantisi nedir Ülkemizin bu kadar sıkıntılar içerisindeyken insanların birlik beraberliklerini sağlamak ötekileştirmeden tek vücut olma zamanı geldi de geçiyor bunu sağlayacak tek kişi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisidir. Bu işin sağı solu yoktur. Birlik zamanıdır. Siyasetin ötesinde bir durum hasıl olmuştur. Bu sorumluluk içinde olan herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Nerden nereye demekten ziyade TC Başkanı olan Sayın Reis irili ufaklı bütün partilerle ülkenin bütünlüğünü koruyacak tek kişidir.
Yerine göre parti genel başkanı olarak yerine göre Cumhurbaşkanı olarak değil, esas görevi olan Cumhurbaşkanı olarak liderler zirvesi yapmalı. İç ve düşmanlara birlik mesajını ancak öyle göstermelidir. Mesele sağ sol meselesi değil, ülke meselesi olmuştur. Kimsenin ötekileştirme hakkı yoktur.
Köşe yazılarımla ilgili olarak eleştirilere açığım. Rahmetli genel başkanım Sayın Muhsin Yazıcıoğlu derdi ki beni eleştiren beni sevenlerdir. Onun için herkesin aynı duygular içerisinde eleştirilmesi ve eleştiri yapılmasının normal olduğunu düşünmek gerekir. Cumhuriyet Şehri Sivas’tan herkese sevgi ve saygılar bir hafta sonra buluşmak ümidiyle…