Sözün sözüme değse ya da gözün gözüme

Dumanı gizde yangınlar bestelenirdi içimde

Siren çalardı unutulmuş köşesinde kalbimin

Kazandığım savaşların esiri olurdum birden

Kendime gelemezdim sen aklıma gelmeden

Zamanın bilekleri burkulurdu benden yana

Cilalı bakışları sağa sola atsam da

İçimde tütsülenirdi kontrolsüz derin yara

 

Biliyorum;

Kollarım kıralmadan kanadım çıkmayacaktı

Ve her firak vuslatı inan unutmayacaktı

Göğe yükseliyor ruhum sanki emekliyerek

Kapıların ardındaki kapıları sevdim ben

Mahzenin içinde sancağa 'boş-ver' yazdım

Ölmedim, ölüm nedir açıkcası pek açık bilmiyorum

Ama kalbin merkezine çok güzel mezar kazdım

Sabra dayandım şimdilik girmiyorum

 

Uçmanın bedeli ağırmış; düşünce anlar kuşlar

Ve uçurtması olmayana gökyüzü uçurummuş

Hikâyenin sonundan başlarmış ömür

Bel ki de çözümler baştan başa sorunmuş

Yollara revan olan zamandan yazıyorum

Ellerimin bilmediği dualarım var benim

Açığa çıkan define olsa harcanırmış

Belki de bu yüzden haberin olmaz senin

 

Yağmurların sesinde duymuştum ilk sesini

Sonra içimde laleler boy boy filizlenmişti

Buğulu camlara yazıp silerken adını

Karanlıktan gölgeler ışığa gizlenmişti

Şimdi kendime bakıyorum ötenin ötesinden

Kalbimin yollarında aklım sanki kördüğüm

Renkleri inkar ettim, inkarı bile inkar

Bir boşlukta asılmış bir gülüş tek gördüğüm

 

Anlamayanları anlamakla anlam kazandık anca

Bunu şimdi anlıyorum yüreğime  bakınca

Kendimize olan saygımızın esaretinde

Özgür taklidi yaptık kesinlikle zannımca

Sonra secde ardından başladım daim zikre

Anladığım ne varsa adak ettim bu fikre;

Kâh sürün kâh yürü, ister uç ister koştur

Kendini bulmadıysan bulduğun her şey boştur...

 

Leylifer